Yani ruh eşi bir ilişkiyi hayatta tutabilmek için verilen ortak çabanın adıdır. Birbirinizin eksikliklerini yüzünüze vurmak değil de sessizce oraları tamamlamaktır. Aşkın ilk dönem büyüsü ortadan kalktığında ilişkinizi beraber örmeye devam edeceğiniz o özel kişidir.
Seyyahlardan biri şöyle anlatır: Bir gün insanlardan uzaklaşıp inzivaya çekilen sâlih insanlardan birine:
"Hakikate giden yol nasıl olur?" diye sorduğumda o:
"Kendini dünyada bir yolcu gibi kabul etmendir." dedi.
Başka bir sâlih insanla karşılaştığımda ona:
"Bana öyle bir amel öğret ki, o amelle kalbimin daima Allah ile beraber olduğunu hissedeyim." diye sorduğumda şöyle cevap verdi:
"İnsanlara bakma! Onlara bakmak (Hakk'a giden) yolu karartır." dedi. Ben:
"Bakmak zorundayım, başka çarem yok." dediğimde o:
"O zaman sözlerini dinleme! Zira insanların sözlerini dinlemek kalbi katılaştırır." dedi. Ben:
"Mecburum, başka çarem yok." dedim. Bu defa 0:
"Onlarla iletişimde olma! Onlarla iletişimde olmak insanı vahşete düşürür." dedi. Ben:
“Onların arasında olduğumdan dolayı onlarla iletişimde olmam kaçınılmaz bir husus.” dedim. O:
“O zaman onlarla beraber oturma, düşüp kalkma! Bunu yapmak helâk edicidir." dedi. Ben de:
“Onlarla beraber oturmam da bir sebebe dayanır." dediğimde şöyle dedi:
“Ey Adam! Gâfillere bakar, câhillerin sözünü dinler, fâsıklarla iletişimde olurken kalbinin devamlı Allah ile olmasını mı arzu ediyorsun? Bu asla olmayacak bir şeydir."
“Riyâzet kılıcını kullanarak nefsinle mücâhede et. Riyâzet dört şekilde olur. Az yemek, az uyumak, az konuşmak ve insanların eziyetine katlanmaktır. Az yemekten dolayı şehvetler ölür. Az uyumaktan dolayı irade keskin olur. Az konuşmaktan dolayı âfetlerden selamete erilir. Eziyetlere tahammül etmekle de gayeye vâsıl olunur.