Erich Fromm’un Sahip Olmak ya da Olmak kitabı, insanın yaşamla kurduğu ilişki üzerine beni, son dönemlerde okuduğum kitaplardan yola çıkarak, bir kez daha derinlemesine düşündürdü. Fromm, modern dünyanın bizi “sahip olma” arzusuyla nasıl yönlendirdiğini ve bu hırsın içsel boşluklarımızı nasıl büyüttüğünü çarpıcı bir biçimde anlatıyor.
Yazar, hayatı “sahip olma” ve “olma” olmak üzere iki temel tutuma ayırıyor. “Sahip olmak” tutkusuyla mutluluğu eşyalarla, statüyle ya da başarıyla özdeşleştiriyoruz; oysa “olmak” hali — sevgiyle, üretkenlikle, farkındalıkla yaşamak — çok daha doyurucu bir yol sunuyor.
Fromm’un dili gayet akıcı ve anlaşılır; kitabın mesajı ise sade ama evrensel: Gerçek mutluluk ve özgürlük, bir şeyleri elde etmekte değil, kim olduğumuzu bilmekte ve kendimizi anlamakta saklı. Bu eser, yalnızca felsefi bir okuma değil, aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet de niteliğinde.