Çetin Adal

Çetin Adal
@Suphenist
İşgal edilmiş hiç bir zihnin,Tanrısı yoktur. Her yoksul,bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur. Din,köleler içindir.Onlara,yaşamın veremediği teselliyi verir. OsteoSapiens
Fizyoterapist /Osteopat Bilginin Eli
Lisans
Diyarbakır
Mardin
388 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Kendine istediğini kardeşine istememek
Eleştirilen Yunanistan'dır. Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine uyguladığı asimilasyon politikası. Demek ki asimilasyon Türklere karşı uygulandığı zaman karşı çıkmak insan olmanın ve demokrat olmanın bir gereğidir. Gerek Yunanistan'da gerek Bulgaristan'da gerek Kıbrıs'ta, gerekse dünyanın başka ülkelerinde Türklere karşı uygulandığı zaman asimilasyona karşı çıkmak gerekir. Türk Devleti'nin Kürdlere karşı uyguladığı asimilasyon ise rahatça sürmelidir. Buna karşı çıkmak “azınlık ırkçılığı" olur. İşte ırkçılık kısaca budur. Kendi ulusuna, yani Türk ulusuna layık gördüğü hakları başka ulusal örneğin Kürtlere layık görmemek. Kürt kişiliğinin ve Kürdistan kişiliğinin yok edilmesi amacını taşıyan planları ve uygulamaları alkışlamak. 
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Irkçılık
Kürdlerin ulusal ve demokratik hakları konusundaki isteklerine karşı duracağı da açıktır. Kürdlerin yok olmamak için mücadele etmeleri, ulusal kimliklerini korumak için binbir türlü işkenceye göğüs germeleri neden "ırkçılık" oluyor acaba? Kürdler "Bir Kürd dünyaya bedeldir!" mi diyorlar? Kürdler “Ne mutlu Kürdüm diyene!" mi diyorlar? "Kürd öğün, çalış, güven!" mi diyorlar? Nedir Kürdleri ırkçı yapan? Kürdler Arapları, Türkleri, Farsları asimile etmek, onları Türk, Arap ve Fars kimliğinden koparmak, Kürdleştirmek için kurumlar mı geliştiriyorlar? Böyle bir ırkçılığı ve sömürgeciliği hayata geçirmek için altyapı mı kurmuşlar? Radyo, TV sistemi, basın, eğitim kurumları, kamu yönetimi, Ordu, polis, mahkeme, hapishane vs. nedir Kürtleri ırkçı yapan ?
Mahkemeye ölen ailenin alınmaması
1988 yılı sonbahar aylarında Fransız hükümeti tarafından kimyasal silahların sınırlanması, kullanılmasının engellenmesi, giderek ortadan kaldırılmasıyla ilgili olarak uluslararası bir toplantı düzenlenmiştir. Kürdler kimyasal silahlara yoğun ve yaygın biçimde hedef olan bir halk olarak bu uluslararası toplantıya katılmak istemişlerdir. Kürdlere karşı kimyasal silah kullanan, soykırım uygulayan devletler, Kürdlerin bu toplantılarda temsilci bulundurmalarına şiddetle karşı çıkmışlardır. Böyle bir toplantıda bile soykırım uygulayanların istekleri kabul edilmiş, soykırıma uğratılanlar toplantıya alınmamışlardır. Tek başına bu olay bile insan haklarının, ulusların haklarının ne kadar büyük tehlikeler karşısında bulunduğunu çarpıcı bir şekilde göstermektedirler.
Şeyhler …
1968'de Cizre'de Şêx Seyda isimli bir şeyh yaşıyordu. Şêx Seyda, müritlerine şunları empoze etmeye çalışıyordu: önemli olan Müslüman olmaktır, kardeş olmaktır. Önemli olan insan olmaktır. Kavmiyet gütmek İslam'a aykırıdır. Allah kavmiyet güdenleri bağışlamaz. Hz. Muhammed, kavmiyet güdenleri içinizde barındırmayın der. Biz Hz. Muhammed'in torunlarıyız... Burada şu ilişkiyi de görmek gerekir: Şêx Seyda'yı biraz daha yakından inceleyince, Milli İstihbarat Teşkilatı'yla çok yakın ilişkiler içinde olduğunu da görüyoruz. Demek ki şeyhler İslam enternasyonalizmini ileri sürerken aslında resmi ideolojinin propagandasını yapıyorlar. Ulusal uyanışı, ulusal canlanışı, Kürd halkının bilincinin açılmasını engellemeye çalışıyorlar. Şeyhlerin çok büyük bir kısmı böyle. Bunun için de devlet tarafından maddi, manevi, her yönden destekleniyorlar. Devlet bunların ekonomik olarak güçlenmesini istiyor, teşvik ediyor. Çünkü ekonomik bakımdan güçlendikleri oranda şeyhler, yığınlar üzerindeki denetimlerini daha fazla arttırıyorlar.
Kemalistler 1919-1922 yılları arasında Ermenilerle ve Yunanlılarla yapılan savaşlarda Kürdlerin de desteğini alabilmek için onlara bazı tavizler vermek zorunda kalmışlardır. "Gâvur"a karşı kazanılan zaferden sonra, Kürdlerin de millî hakları olacağı konusunda vaatlerde bulunmuşlardır. Kanımca bu bir taktiktir. Taktik olduğu için de zaferden sonra gerekleri yerine getirilmemiştir. Vaatler unutulmuştur, hatırlanmamıştır.