Çetin Adal

Çetin Adal
@Suphenist
İşgal edilmiş hiç bir zihnin,Tanrısı yoktur. Her yoksul,bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur. Din,köleler içindir.Onlara,yaşamın veremediği teselliyi verir. OsteoSapiens
Fizyoterapist /Osteopat Bilginin Eli
Lisans
Diyarbakır
Mardin
388 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Kendini Türk kabul eden herkes Türk'tür" denmektedir. İlk bakışta bu sözün bir hoşgörüyü içerdiği sanılabilir. Kendini Türk kabul etmeyenlere, örneğin Kürdüm diyenlere hoşgörü gösterildiği düşünülebilir. Bu kuşkusuz yanlış bir kanaattir. Böyle bir hoşgörü yoktur. Çünkü Türk resmî ideolojisine göre Türk olmak mecburidir. Kürd olmak yasaktır. Sadece Diyarbakır Askerî Cezaevi'nde, 1981-1984 yılları arasında "Türk'üm, mutluyum" demedikleri, Kürd kimliklerini korumakta azimli oldukları için 40'ın üzerinde Kürd devrimcisi işkenceyle öldürülmüştür. Bu devrimciler kamuoyuna belirli bir mesajı ulaştırmanın bedelini ancak yaşamlarıyla ödemişlerdir veya bu kişiler devlet terörüne karşı protestolarını ancak yaşamlarına son vermek suretiyle ifade etmişlerdir. Bu sayının aslında 40'ın çok üzerinde olduğu da bilinmektedir.
Alıntı
Reklam
Her şey olan kürd
Türkiye’de Kürtler, kamu özgürlüklerinden ve eşitlik ilkesinden ancak ulusal benliklerini, yani öz benliklerini, kişiliklerini reddettikleri sürece yararlanabilirler. Özbenliğini, yani Kürt benliğini inkar eden, Türkleşen “türküm, mutluyum“ diyen bir kişi her şey olabilir; iş, kapıcı, milletvekili, öğrenci, sporcu, kaymakam, vali, yargıç, işadamı, asker, öğretmen, bakan, profesör… Her şey. Fakat Kürt kalarak, Kürt ulusal haklarını savunarak hiçbir şey olamaz. Böyle bir kişinin Türkiye’de olabileceği tek şey vardır: sanık olmak, mahkum olmak. 
Alıntı
İngilizler
Gerçekten 20. yüzyılın ilk çeyreğinden beri Güney Kürdistan'daki ve Doğu Kürdistan'daki bütün Kürd başkaldırıları hep İngiltere'nin desteğiyle bastırılmıştır. Şêx Seîd Kürd isyanında Kürdlere İngilizlerin yardım ettiği büyük bir aldatmacadır. Zira o yıllarda İngilizler Kürdlere karşı Güney Kürdistan'da kanlı bir savaş yürütüyorlardı. Ayrıca Türk Ordusu, Ankara'dan Diyarbakır'a demiryolları aracılığıyla Suriye üzerinden taşınmıştır. Suriye'nin o zaman bir Fransız sömürgesi olduğunu unutmamak gerekir. Fransa Türk Ordusu'nun geçişine izin vermeseydi, başkaldırının yönü değişebilirdi.
Trajedi kendisine dayatılan kadere razı olmayan, o Kader’le savaşmaya kalkışan insanların yaşadığı çaresizlikten doğar.
Reklam