Insan sevmeyi seçmez (ilkin sevgi verilmiştir: Bir duygulanım ya da bir lütuftur); bu nedenle ne sevgi ne dostluk ödevdir (Kant bu noktada kesinlikle haklıdır). Ama insan sevdikleriyle yaşayıp yaşamamayı, onlar için, onlarla eylemeyi, onlara her şeyi ya da hemen hemen her şeyi söylemeyi, nihayet onlarla dost olmayı ve öyle kalmayı seçer. Bu, sahip olunanı, daha doğrusu olanı seçmek ve bu şekilde onu dönüştürmektir. Vaka tek değildir. Aristoteles'in çok güzel, çok güçlü ve çok yalın cümlesi bunu telkin eder: "Dostlar olmasa kimse yaşamayı seçmezdi..."Bununla birlikte biri ancak zaten yaşıyor olmak koşuluyla yaşamayı seçebilir. Bu nedenle yaşamak bir ödev değildir, bir zevktir," bir lütuftur, bir şanstır. Ona layık kalmak bize düşer. Yaşam tıpkı sevgi gibi önce verilmiş, sonra seçilmiştir. Başta bir erdem değil, bir güç ve bir edimdir; bu, onun erdemli hale gelmesine olanak verir. Dostluk da böyledir.