Çetin Adal

Çetin Adal
@Suphenist
İşgal edilmiş hiç bir zihnin,Tanrısı yoktur. Her yoksul,bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur. Din,köleler içindir.Onlara,yaşamın veremediği teselliyi verir. OsteoSapiens
Fizyoterapist /Osteopat Bilginin Eli
Lisans
Diyarbakır
Mardin
388 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Bu kadeh gerçek dostluklara
Dostluk -"evlilik arkadaşlığı"- da buna dahil bir ödev değil, pekâlâ bir erdemdir: Sevme tutkusunu eyleme, hazza, nihayet dram bize zarar vermedikçe mutluluğa dönüştürür. Çünkü sevmek, tıpkı mutluluk gibi bir edimdir, der Aristoteles ve "Dostluk sevilmekten çok sevmekten ibarettir. " Bu bilfiil sevgidir ya da sevme tutkusunun erdem-oluşudur. Bu nedenle çok güzel, çok güçlü, çok tatlı, çok güç, çok değerlidir! "Sevmek sevilmekten yeğdir" (ne mutlu ki!) ve haz, başka yerde olduğu gibi burada da, "çiçeğinin gençliğe eklenmesi gibi" kendisine eklendiği "eylemin tamamlanması"dır. Ne mutlu bu şekilde birbirlerinden, sevgilerinden ve kendilerinden haz alan ve sevinç duyan dostlara ve sevgililere!
1000Kitap
Reklam
Sürüp gitmenin zorlu arzusu
Kısacası ne kadar sancılı olsa da boşanma sayısındaki artış öncelikle üç mükemmel haberin sonucudur: bireysel özgürlüklerin (özellikle de kadınların özgürlüğünün) artması, aşk evliliklerinin yaygınlaşması, yaşam beklentisinin yükselmesi. Kartların dağılımı değişmiştir ve iyi yönde değişmiştir! Ona uyan aşkı yaratmak bize düşer: aşk-tutkudan aşk-eyleme, pathos'tan ethos'a, eros'tan philia'ya, alma isteğinden verme, inşa etme, sürüp gitme sevincine geçmeyi bilmek bize düşer. Filozofların dersleri, Eluard'ın çok hoş bir şekilde "sürüp gitmenin zorlu arzusu" dediği şeyi iki kişi birlikte üstlenmeye olanak veren bu geçişi daha açık bir şekilde görmemize olanak vererek, bize burada yardım edebilir
Alıntı
Çıkarlar,duygulardan daha istikrarlıdır.
Boşanmaların çoğalmasının, aşk evliliklerinin çoğalması olan bir diğer belirleyici gelişmenin bedeli olduğunu da ekleyelim. Evliliklere ebeveynlerin, kimi zaman müstakbel eşlerin görüşlerini dahi almadan karar verdiği zamanlarda boşanmak için daha az neden vardı. Çıkar için evleniliyordu (iki aileyi yakınlaştırmak, iki tarlayı birleştirmek...) ve bilindiği gibi çıkarlar, duygulardan daha istikrarlıdır. Eşler sonunda bazen birbirlerini seviyordu, bazen sevmiyordu ama önemli olan bu değildi: Yine Montaigne'in dediği gibi evlilik "pazarlığı" "başka amaçlarla" yapılıyordu. Tersine, bugün bir kural haline geldiği gibi âşık olunduğu için evlenildiğinde, artık âşık olunmadığı için boşanmak normal görünebilir. Çağımızın belirleyici bir özelliği haline gelen süreleri değişen bu çiftler, koşullu bağlanmalar, deneme evlilikleri bundan ileri gelir. Burada bazen çok toyluk ya da narsisizm olması üzerinde anlaşılan bir durumdur. Bu, eski zamanlardaki ailelerin karar verdiği evlilikleri özlemek için bir neden değildir.
Çıkarlar duygulardan daha istikrarlıdır.
Boşanmaların çoğalmasının, aşk evliliklerinin çoğalması olan bir diğer belirleyici gelişmenin bedeli olduğunu da ekleyelim. Evliliklere ebeveynlerin, kimi zaman müstakbel eşlerin görüşlerini dahi almadan karar verdiği zamanlarda boşanmak için daha az neden vardı. Çıkar için evleniliyordu (iki aileyi yakınlaştırmak, iki tarlayı birleştirmek...) ve bilindiği gibi çıkarlar, duygulardan daha istikrarlıdır. Eşler sonunda bazen birbirlerini seviyordu, bazen sevmiyordu ama önemli olan bu değildi: Yine Montaigne'in dediği gibi evlilik “pazarlığı" "başka amaçlarla"yapılıyordu. Tersine, bugün bir kural haline geldiği gibi âşık olunduğu için evlenildiğinde, artık âşık olunmadığı için boşanmak normal görünebilir. Çağımızın belirleyici bir özelliği haline gelen süreleri değişen bu çiftler, koşullu bağlanmalar, deneme evlilikleri bundan ileri gelir.
Güzel Bölüm
Insan sevmeyi seçmez (ilkin sevgi verilmiştir: Bir duygulanım ya da bir lütuftur); bu nedenle ne sevgi ne dostluk ödevdir (Kant bu noktada kesinlikle haklıdır). Ama insan sevdikleriyle yaşayıp yaşamamayı, onlar için, onlarla eylemeyi, onlara her şeyi ya da hemen hemen her şeyi söylemeyi, nihayet onlarla dost olmayı ve öyle kalmayı seçer. Bu, sahip olunanı, daha doğrusu olanı seçmek ve bu şekilde onu dönüştürmektir. Vaka tek değildir. Aristoteles'in çok güzel, çok güçlü ve çok yalın cümlesi bunu telkin eder: "Dostlar olmasa kimse yaşamayı seçmezdi..."Bununla birlikte biri ancak zaten yaşıyor olmak koşuluyla yaşamayı seçebilir. Bu nedenle yaşamak bir ödev değildir, bir zevktir," bir lütuftur, bir şanstır. Ona layık kalmak bize düşer. Yaşam tıpkı sevgi gibi önce verilmiş, sonra seçilmiştir. Başta bir erdem değil, bir güç ve bir edimdir; bu, onun erdemli hale gelmesine olanak verir. Dostluk da böyledir.
Alıntı
Reklam