Kalktım, cama yaklaştım. Ürkek, korkak ama yine de kararlı. Ellerim uzandı önce, içimde bir gayret, bir cesaret. Pencere kapandı. Rüzgâr dindi, güneş açtı, yüreğim sessizce sokuldu tevbelerimin arasına. Meğer esen rüzgarlar, o savunmasız yağmurlar bir mevsim değil, içimin son demleriymiş. Meğer mevsimlik haliyle uçmuş gitmiş balonlar. Düşüncelerimi yatırmışım masaya, şu an, demişim, şu an sen sorgulanacaksın. Snei ben sorgulayacağım. Biliyor musun satır aralarında saklamak gereksizdi seni. Kim bulabilirdi seni oralarda ya da kimin bulmasını bekleyebilirdim ölmeden sorgulanman için. Söylesene kimin bulmasını tercih edebilirim? Şimdi düşünüyorum da ölsem ve gerçekten kopsa kıyamet...
.....
Elhamdülillah, elhamdülillah Allahım. Soruyorum artık kendime, sen de böyle güzel kullardan olmak istemez misin ha nefsim? Rabbinle bu şekilde yüzleşmek istemiyorsun değil mi? Peki yaptıklarına ne zaman dur diyeceksin ah bedbaht nefsim? Bu senaryolar başına geldiği zaman mı? Yapma artık yapma, sen bu anlatılanları çizgi film mi zannediyorsun? Yoksa Allah a mı tam İman etmedin? Hadi artık, baksana zamanımız daralıyor. Günde yüz elli bin insan ahiret alemine intikal ederken zamanımız mı var sanıyorsun? Görmüyor musun? Kendine gel artık. Şeytanın tutsağı olmaktan sıyrıl, pis fikirlerinin tutsağı olmaktan sıyrıl. Artık Rabbimi daha iyi tanıma zamanı, artık Allahu Ekber diye bağırma zamanı! Artık Allah’a olan imanımı haykırma zamanı. Hadi nefsim hadi, Allah bize yeter, beklemeyelim Rabbimi ve diyelim ki, "Rabbim benim için ne güzel de planlar yaratmışsın fakat ben hammışım, pişmem gerekmiş, gönlümü ateşe yatırmam gerekmiş ve az kalmış, hepsi geçecekmiş... Uyandım, kalktım ve ben o pencereyi kapattım. Açan güneşe, açan çiçeklere, bahara ve her şeyden önce Rabbime samimice sokuldum. Bir yudum