Şûra

Şûra
@Suraceren
30 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı

Şûra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·286 syf.·
45 günde okudu
·
2025 4. kitabı
Gülseren Budayıcıoğlu
8.3/10 · 16,5bin okunma
Reklam
Bazı şeylerin güzelliğini anlamak için beklemek şart. Biz buna özlemek diyoruz. Eğer özlem oluşması için fırsatlar yaratmazsak sürekli tüketen ama asla doymayan garip bir paradoks içine düşmemiz kaçınılmaz.
Sayfa 90·Kitabı okudu
İnsanlar sadece doğru kabul ettikleri bir tavırdan doğan mutluluğu kalıcı olarak kabul ederler. Zevklerden ibaret bir mutluluk ise gelir geçer. Daha hissedildiği anda ölür.
İnsan ve Duygular
A: Kalıplayan korku kültüründe büyüyen çocuk kendi niyetinin sahibi değil, buna izin verilmiyor. Ona dışarıdan verilmiş bir niyetle yaşamasını öğreniyor. Koşunca, "Koşma düşersin!" doydum deyince, "Hayır doymadın!" bir şeyi merak edip ellemeye, evirip çevirmeye başlayınca, "Bırak onu, karıştırma, kırarsın, koy yerine!" deniyor. Küçücük bebekken çıkardığı bebek sesleri bile "Hışşşt, hışşşt!" denerek bastırılıyor... Ve böylece, yavaş yavaş utanca boğulmuş iç çocuğu oluşuyor. Utanca boğulmuş iç çocuğun oluşması da bana çok önemli geliyor. T: Evet, niyet çocuğa pompalanmış, kalıplanmış, dış kaynakIı, "uygun bulunan" niyet. Zaten burada, yaşamdan kopukluk ve "mış gibi" yaşamak başlıyor. D: Ama kendisine böyle yaşanması gerektiği söylendiği ve çevresinde böyle yaşayanlar çoğunlukta olduğu için, ne yazık ki, neyi kaybettiğinin farkında bile olmuyor. A: Ama Doğan Hocam çocuğun içi, onun canı, ona içten içe mesaj vermeye devam ediyor, değil mi? D: Tabii ediyor. Ama çocuk çevrenin baskısıyla bu içten gelen mesajlara kulak vermemeyi, önemsememeyi öğreniyor. A: O zaman iç dünyası ile dış dünyası arasındaki fark artıyor, değil mi? D: Evet. Utanca boğulmuş iç dünya demenin anlamı da zaten bu oluyor. Çocuk kendi olmaktan, düşündüğünü ve hissettiğini söylemekten utanıyor. T: Kendi olmaktan utanmak... Hımm.
Sayfa 242·Kitabı okudu
Olgun olmayan insana göre, gördüğü olaya herkes aynı anlamı vermeli ve o olay karşısında duyguları aynı olmalıdır. Ona göre normali budur. Olgun insan ise her olaya insanların farklı farklı anlam verebileceğini kabul eder. Kendi anlamlandırmasının, değerlendirmesinin ve olayın kendisinde yarattığı duyguların sorumluluğunu alır.
Sayfa 211·Kitabı okudu