Çalmaktan hiçbir zaman vazgeçmezsen, kapı mutlaka açılır. Allah'ın kapısı da böyledir. Allah'ın dünyasına açılan kapı. O'nun ışığına, O'nun yüzüne.Çalmaktan vazgeçmezsen, kapı mutlaka, ama mutlaka açılar. Kapının ardında Allah var çünkü. Konukseverlerin en hayırlısı. Allah iştenlerin en iyi işitenidir. Kul O'nun kapısını ne kadar cılız bir şekilde çalarsa çalsın, O duyar ve Allah cömertlerin en cömertidir. İcabet edenlerin en iyi icabet edeni ama buna rağmen Allah kapıyı ilk başta açmaz. Cılız çalsak da açmaz, kuvvetli çalsak da. Bekler. İster ki tekrar çalalım. Samimiyetimizi görmek ister. Kararlılığımızı. O'na olan arzumuzu, şevkimizi, sevgimizi.
Tekrar çalarız duyar ama yine açmaz. Bu sefer sabrımızı sınar. Tekrar çalarız, yine açmaz. Azmimizi sınar.
Kimimiz kapıyı çalmaktan vazgeçer. Kimimiz ise çalmaya devam eder. Kapı yine açılmaz. Çünkü Allah O'na olan ihtiyacımızı görmek ister.
Yeni dünyada eski dünyaya nazaran biraz daha fazla fark edilmek gerekiyordu. Hatta belki de fark edilmek, bu yenilenen dünyada, nefsani bir arzudan çok, bir ihtiyaç haline gelmişti.
Ölümsüz olduklarına mı ınanıyorlar?
Ya da öleceklerini bildikleri hâlde, nasıl oluyor da anlamını sonunda mutlaka yitirecek bu şeylerin peşine böylesine düşüyorlar? Bu şeylerin uğrunda bir ömür tüketiyor, kendilerini paralıyor, kalp kırıyorlar...
Büyük bir gizem.