“insanoğlu büyük adam olmak için hevesle doludur fakat bir gün anlarki sadece küçük bir adamdır, mutlu olmak için hevesle
doludur fakat bir gün anlarki sadece mutsuzdur, mükemmel olmak için büyük
hevesler taşır fakat bir gün anlarki sadece kusurlarla doludur, insanlar tarafından
sevilen ve sayılan bir kimse olmak için devamlı ümitler taşır fakat bir gün anlarki
kusurlarından dolayı sadece insanların hoşgörüsüne muhtaçtır”.
Doğa ve kültür nasıl basitçe birbirinden ayrılamıyorsa çevre ve toplum da ayrılamaz. Dolayısıyla sosyoloji sürdürülebilirliğin önemini görürken onu toplumsal bağlam ve adalet meseleleriyle ilişkilendirmekten kaçınamaz.