Gülsen Kılıçaslan İlk kitap Munise'nin evlilik teklifini kabul etmesiyle bitmişti. Bu kitapta da Ezel ve Munise'nin evlilik sürecini ve bu süreçte hayatlarında ve çevrelerinde olan olayları okuyoruz.
Öncelikle söylemek isterim ki genç kız edebiyatı kolunda, okuması zevkli olan bir seri olduğunu düşünüyorum. Aynı ilk kitaptaki gibi bu kitap da hızlı okunabilecek şekilde sürükleyiciydi.
Kitabın sevdiğim ve sevmediğim yanlarından bahsetmek gerekirse Munise'yi okumak ilk kitapta olduğu gibi çok zevkliydi. Munise'nin kafa yapısı ve fikirleri bana okuma zevki veriyor. Bunun yanı sıra kitaptaki aile ilişkileri ve arkadaşlıklar da okurken insanı sıkmıyor. Bunlar bir araya geldiklerindeyse okuması zevkli olan bir kitap ortaya çıkıyor. Sevmediğim yanlara gelecek olursak bence Yenal karakteriyle olan kısım biraz gereksizdi. Evet, kitabın sonlarına doğru Yenal'ın kısmı bir yere bağlanıyor fakat buna ne kadar gerek vardı bilemedim. Kitabın sonu bana bir anda sona bağlanmış hissi verdi fakat yine de büyük bir sorun değildi. Bu kitapla ilgili en büyük sorunuma gelecek olursak da seri boyunca Ezel ve okur arasında bir duvar varmış gibi hissettim. Yeri geldiğinde Ezel'in de fikirlerini ve tutumlarını okuduk fakat bir ana karaktere göre uzak kaldığımızı hissediyorum. İlk kitapta da böyleydi ve bunu sorun etmemiştim fakat ikinci kitapta da böyle devam etmesi hoşuma gitmedi. Dönüp seriyi düşündüğümde Munise'yi ne kadar tanıyorsak ve fikirlerine hakimsek Ezel'e o kadar uzakmışız gibi geldi. Ezel yaptıklarından dolayı pişman olan ve artık sevdiği kadını üzmek istemeyen, ona değer verip el üstünde tutmaya çalışan bir karakter ama bana bir ana karaktere göre çok pasif kalmış gibi geldi. Ve son olarak bahsedeceğim şey Nur Tuğba... Gerçekten akli problemleri olan bir karakterdi. Düşmanımın başına bile
Kristin Hannah Kitap; gizemli ve acı dolu geçmişi sebebiyle babasıyla birlikte yaşayan ve kendini yaşadıkları çiftliğe bir nevi hapseden Mariah ve aslında onun tam tersi olan, bir yere bağlı kalmaktan hoşlanmayan, Deli Fişek adlı gizemli bir adamın yolunun Mariah'ın yaşadığı çiftiliğe düşmesiyle başlıyor.
Kitap aslında gidişatını ve sonunu tahmin etmesi zor olmayan bir kitaptı. Arka kapağı okuduğunuzda dahi kitabın başından sonuna kadar çoğu şeyi tahmin edebilirsiniz ancak ben belli aralıklarla klişe diyebileceğimiz, konusu basit olan kitapları okumayı sevdiğim için bunu sorun etmedim. Kitapta sevdiğim şeylerden biri ana çiftimiz ve onların arasındaki gelgitli ilişkiyi okumaktı. Atışmalarını ve birbirlerine çekilmelerini okumak kitabı akıcı kılan noktalardan biriydi. Bir diğer sevdiğim noktaysa karakterlerin geçmişini gerçekten merak etmiş olmamdı. Dediğim gibi kitap gidişatını tahmin etmesi kolay bir kitaptı ancak buna rağmen karakterlerin geçmişleri benim için merak uyandırdı. Özellikle Mariah'ın geçmişinde yaşadığı şeylerden birinin, küçük de olsa beni ters köşe etmesi hoşuma gitti.
Sevmediğim noktalara gelecek olursak bunlardan ilki yazarın kitabın gelişme kısmını uzun tutmasına rağmen bazı şeylerin bir anda olmasıydı. Gelişme kısmı uzun uzun işlenirken Mariah karakterinin baştan beri kafamızda canlandırdığı dik yapısının belli bir yerde aniden yok olması bana saçma geldi. Kitapta Jake ile ilgili olan olayın biraz daha ayrıntılı işlenmesini isterdim. Yazarın karakterlerin geçmişini bu kadar merak ettirmesine rağmen geçmişteki olayların beklediğim kadar büyük olmaması ise hayal kırıklığına uğramama sebep oldu. Geçmişlerinde daha büyük olaylar görmek isterdim. Özellikle de yazarın kitabın sonunu hızı bir şekilde işleyip çok üstünde durmaması hoşuma gitmedi. Saydığım bunca