Ya bak samimi söylüyorum okurken içiniz açlık, fakirlik kokuyor. Bir başyapıt. Acınası bir sisteme sıkışmış kalmış bir ailenin bir ekmek pahasına verdiği mücadele bu denli güzel anlatılabilirdi. Araya sıkıştırılan hiç bir şey yok ne entrika, ne aşk, ne cinsellik. Sadece ve sadece açlık, işte insanın karnı aç olunca ruhunu pekte düşünemediğini anlatan bir kitap. John Steinbeck burada bildiğin bir ailenin dramını yazmamış, resmen dönemin içinden geçmiş. Joad ailesi Oklahoma’dan kalkıp Kaliforniya’ya gidiyor ama olay sadece göç değil. Adamlar ekmeğinin peşinde, sistem tokadı basıyor. Çalışırsak kurtuluruz kafasındalar ama yol boyunca anlıyorlar ki mesele tembellik falan değil, düzen baştan yamuk. Kitap akıyor ama dürüst olayım, bazı yerlerde biraz uzatıyor. O yüzden 10 üzerinden 9 verdim. Çünkü verdiği duygu gerçek, acı gerçek, süs yok püs yok. Ana Joad karakteri var mesela, kadın resmen ailenin bel kemiği. Tom desen başta kendi derdinde takılıyor, sonra yavaş yavaş gözleri açılıyor. O değişimi güzel yedirmiş. Şimdi işin net kısmına geleyim,Fareler ve İnsanlar ve İnci onlar bir tık daha sağlam. Çünkü daha kısa ama daha sert vuruyor. Özellikle Fareler ve İnsanlar’ın sonu insanın içine öküz gibi oturuyor. İnci de hırsın insanı nasıl bozduğunu tokat gibi anlatıyor. Ama Gazap Üzümlerinin olayı başka. O daha büyük oynuyor. Tek iki karakter değil, komple bir halkı anlatıyor. O yüzden belki dramatik yoğunlukta diğerleri kadar keskin değil ama çap olarak hepsinden geniş.Okuyunca insanın kafasında bir şeyler değişiyor, o net.