Ah bu vatan, bu vatan, ne güç şartlar içinde, dosta karşı ve düşmana karşı, ne uzun, ne çetin sabır ve çile işkencesinden sonra kurtarılmıştır. O zamanları görmemiş olanlar, vicdanın unutulmasını emrettiği bu hikayeleri, Mustafa Kemal ile onun medeniyetçi fikir arkadaşlarını iyi tanımamız için yazıyorum (Atay, 2009, s. 309).
Gazeteci ve eski Milletvekili Falih Rıfkı Atay (1894-1971) Mustafa Kemal Atatürk’ün başyazarlığını yapmıştır. Gazetecilik deneyiminin yanı sıra uzun yıllar Atatürk’ün yanında kalmış ve yaşamının bir bölümüne tanıklık etmiştir. Atatürk’ün yakın çevresindeki insanların hatıraları ve yazılarının da yardımıyla Ulu Önder’in çocukluğundan ölümüne kadar olan dönemi “Çankaya” isimli eserinde okuyucuya aktarmıştır. Yazar eserini yazarken kendi gözlemlerinden de yola çıkarak Atatürk hakkındaki görüşlerini yansıtmıştır. Bu hatıraları kaydederken dönemin siyasi ve toplumsal yapısını irdelemeyi de ihmal etmemiştir.
Atay, ilk olarak doğumundan I. Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar geçen süre zarfındaki Mustafa Kemal’i anlatmıştır. Bu bağlamda ailesi, yetiştiği ortam, öğrencilik yılları ve askerliğe adım atışı gibi yaşamındaki ilk yılları ele almıştır. Yine bu dönemde dağılma sürecine giren Osmanlı Devleti’nin durumunu genel hatlarıyla çizerken, dönemin siyasi ve içtimai yapısı ile Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki’yle olan ilişkilerini ve II. Meşrutiyet Dönemi gibi önemli yerlere değinmiştir. Bu dönem özelinde Atay’ın aktardığı kayda değer hususlardan belki de en önemlisi Mustafa Kemal’in ilk gençlik yıllarındaki vatan-millet hassasiyeti olmuştur. O, öğrencilik yıllarında dahi vatanın içerisinde bulunduğu sorunları iyi bir şekilde gözlemlemiş, bu durumdan elem duymuş ve bu sorunları çözmek adına iç dünyasında çözüm bulma arayışına girmiştir. Yazar ise bu