“Bir tapınağı ziyaret etmek insanlara huzur ve huşu veriyorsa bu Harika birşey..Ama belli bir tapınak şiddete ve çatışmaya yol açıyorsa ona Ne diye ihtiyacımız olsun? Meyve yerine diken veren hasta bir ağaç yüzünden kavgaya tutuşmak ne kadar mantıksızsa, huşu yerine düşmanlığa yol açan başa bela bir tapınak için kavga etmek de o kadar yersiz..”
İncil’i, Kuran’ı ve Vedaları kendi ellerimizle yazdık ve Zihni’mizde bu hikayelere güç atfettik...Bu hikayelerin güzelliği su götürmez ama güzelliklerinin tek kaynağı bizim onları öyle görmemiz...Kudüs,Mekke,Varanasi ve Bodh Gaya kutsal yerler ama bunun tek sebebi insanların oralara gidince deneyimlediği duygular..Evren kendi başına anlamsız bir atom çorbasıdır..Hiçbirşey kendiliğinden güzel, kutsal ya da seksi değildir ama insanların hisleri onları öyle kılar..Kırmızı bir elmayı cezbedici, dışkıyı iğrenç yapan sadece insanın hisleridir..İnsanın hislerini çıkarınca geriye sadece bir tutam molekül kalır..
“Olmadı”demiş Bilge.”Yağı dökmeden,kaşığı tekrar ağzında taşı.Bahçeyi de gez.Güzelliklere dikkat et.Sonra tekrar gel.”Adam çaresiz yapmış Bilge’nin söylediklerini.Heryeri gezmiş,bahçeyi dolanmış.Gördüklerinden çok etkilenmiş.Ağzındaki kaşıkla geri dönmüş Bilge’nin yanına.
“Anlat bakalım”demiş Bilge.”Ne güzellikler gördün?”
Adam gördüklerini anlatmış hayranlıkla.”Güzel” demiş Bilge.”Peki yağ nerede?”
Adam etrafın güzelliklerini seyrederken yağı tamamen unutmuş.Kaşığın içi boşmuş.”Eyvah” demiş adam.”Yağ dökülmüş.” Bilge adama bakmış ve demiş ki:
“Mutluluk hayatı her şeyiyle yaşamak,güzelliklerini hissetmek ve kendine,sorumluluklarına sahip çıkmaktır.Hem kaşıktaki yağı dökmeyeceksin hem güzellikleri kaçırmayacaksın.”