Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi.
Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların,ne aynı dinde bulunan acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi, bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.Bu pek tabii idi.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milletlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu.
Bu Arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu.
Muhammed'in dinini kabul edenler,kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeye mecburdular.Bununla beraber Allah'a kendi lisanında değil, Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı.Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti.
Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızalara döndüler.
ATATÜRK,1931,Lise için yazdığı Medeni Bilgiler kitabı.
Gezegenimiz bölünmez bir bütün oluşturuyor.
Bizler Kuzey Amerika'da, Brezilya yağmur ormanlarında oluşan oksijeni soluyoruz.
Amerika Birleşik Devletleri'nin orta batısındaki, çevre kirliliği yaratan sanayi tesislerinin yol açtığı asit yağmurları Kanada'nın ormanlarını tahrip eder.
Ukrayna'da ki bir nükleer kazanın radyoaktif serpintisi Lapland'ın ekonomisini ve kültürünü tehlikeye atar.
Çin'de yakılan kömür Arjantin'nin havasını ısıtır.
Newfoundland'daki bir klimanın bıraktığı kloroflüorokarbon gazları Yeni Zelanda'da deri kanserine yol açar.
Hastalıklar gezegenin en uzak noktalarına hızla yayılır ve ortadan kaldırılmaları için küresel çapta tıbbi çaba gerekir.
Ve tabi, nükleer savaş ve göktaşı çarpması tehlikeleri herkesi tehdit etmektedir.
İstesek de istemesek de biz insanların birbirimizle ve Dünya'daki öteki hayvanlar ve bitkilerle bağları var.
Yaşamlarımız iç içe geçmiş durumda..
Carl Sagan
Milyarlarca ve Milyarlarca (Billions and Billions)
Kömür, petrol ve doğalgaz, çoğunlukla çok eski zamanlarda yaşamış canlıların fosilleşmiş kalıntılarından oluştukları için fosil yakıtlar denir.
İçlerindeki kimyasal enerji, çok eskiden yaşamış bitkilerin toplandığı bir tür depolanmış güneş ışığıdır.
Uygarlığımızı, daha insanlar sahneye çıkmadan milyarlarca yıl önce Dünya'da yaşamış mütevazı yaratıkların kalıntılarını yakarak ayakta tutuyoruz.
Ürküntü verici bir yamyam kabilesi gibi, atalarımızın ve uzak akrabalarımızın ölü bedenleriyle besleniyoruz.
Carl Sagan
Milyarlarca ve Milyarlarca (Billions and Billions)
Kaybolan yusuf döner kenan'a bir gün,gam yeme ey gönül,işler düzensizlikten elbet kurtulur, dertliler kalmaz böyle her an perişan,gam yeme.
Gerçi bir kaç gün felek sapmış gider hep ters yöne,her zaman arzına dönmez çünkü devran,gam yeme.
Bülbülüm, kırlarda tekrar taht kurarsın gün gelir,tek ki sağ kal, kopmasın ömrün bahardan gam yeme.
Sel götürmüş yıkmış varlığın mahveylemiş, Nuh eğer kaptansa,korkma olsa tufan,gam yeme...