#okudumbitti
#semasoykan
#adsızroman
Roman Kafkas-Rus savaşı ve bunun sonucunda vahşice ülkelerinden sürülen Çerkeslerin 1864 yılında ki göç sürecini bunun öncesi ve sonrasın da yaşanan “Soykırımı” tüyler ürperten gerçeklerle gözler önüne sererken , diğer yandan bu soy kırımda ki Jankat- Janset ve Elbruz aşk çıkmazında vefa ve aşk arasında kalan Janset’in öyküsünü anlatan Adsız Roman ve diğer taraftan günümüz de yaşayan ve Janset’in soyundan gelen Neri..Neri hayatı boyunca dedesinin kan davalısı Turgay dan kaçarak yaşamaya çalışır.Neri,Turgay ile olan husumetinden dolayı dedesine de çok kızgındır kaçmak için gerekli parayı bulmak için dedesinin evinden eski bir küpü çalar ve antikacıya gidip elinde ki küpü geçmişten tanıdığı Suphi Doğan’ın antika dükkanın da satmaya çalışır. Neri’nin küpün içinden çıkan belge ve mektuplarla karşılaşmasıyla kurgu ve gerçek, şimdi ve geçmiş iç içe girmeye başlar.
Daha önce Sema Soykan’ı köy enstitülerini anlattığı “Keşke” adlı romanıyla tanımıştım ve kalemini çok beğenmiştim. Bu roman da çok beğenerek okuduğum bir roman oldu.Geçmiş ve şimdinin paralel gittiği ve hikaye içinde hikaye örgüsünün olduğu bu tarz romanları çok seviyorum.
Çerkeslerin yaşadığı soykırımın dehşeti tüylerinizi ürpertiyor ve insanlar nasıl bu kadar acımasız ve vicdansız olabiliyor diye sorgulatıyor.Sonuna kadar heyecanın eksik olmadığı yeri gelip Janset’in kimi seçip mutlu olacağı sonunu sorgulatan,heyecanla okuyup, sonundan da ayrıca memnum kaldığımı söyleyebilirim..Neri’nin kendi hayatında da süpriz sonlu güzel bir roman okumayanlara kesinlikle tavsiye ediyorum. Hem tarihi gerçekleri belgelerle romana yedirmek hem de güzel bir aşk hikayesinin dün ve bugünkü bağını zevkle okuyacaksınız.
Kitabın sonunda küçük bir karakter olan “Sinemis”’in hayatı da ayrı bir