"Bir şey öğrenmedik mi, geleceğimiz şimdikinin eşi olur. Hep aynı sınırlamalar, üstesinden gelmemiz gereken kurşun gibi ağır bir tekdüzelik... hep aynısı."
“Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?” Kitabın kapağında ki bu soru kitabı özetleyen bir cümle sanki.. Kısa ve martı resimleriyle olan bu hikaye, martılar üzerinden insanlara verilen mesajlarla, hayati ve anlamını sorgulatıyor.Ne için yaşıyoruz? Farklı düşünsek de toplumdan dışlanma kaygısıyla ne kadar özgür davranabiliyoruz? Sivrilmemek için kanatlarımızı mı kırmalıyız? yoksa sonuna kadar mücadele edip aslında hakkımız olan özgürlüğe konulan baskıları ve normlarla dayatmaları ezip geçmelimiyiz? Martı Jonathan Livingston’un bu çekişmeleri ve tutkuyla öğrenme açlığı, sınırlarını aşmak için diretişi ve yılmadan çalışarak hayatında anlamını bulması bu raddeden sonra da içinde ki sevgi ve sabırla diğer martılara kendilerini bulmada yardım etmesi çok sade ama felsefi yönden derin mesajlarıyla anlatan harika bir öykü. Okumayanlara kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap da ki metaforlar harika..
Sebastian Fitzek’den yine baştan sona gerilim dolu, sürükleyici bir roman..
Sosyal deney yapan Oz,internette bir site kurar. Buna göre Herkes nefret ettiği ya da zulmüne maruz kaldığı ölmesini istediği kişiyi bu siteye yazar. Her yıl “Sekizinci Gece” de yani 8. Ayın 8’in de bu listeden kura ile bir isim seçilecek ve bu gece boyunca bir av haline gelecek. Avlardan biri (çünkü yedeği de var) yakalanıp öldürülürse; ödül olarak o kişiye 10 milyon € para verilecek ve kesinlikle hiçbir ceza almayacak! İşte bu çılgın oyunda yedek av olduğunu tesadüfen öğrenen vasat Rock gruplarında bateri çalan, kızının intiharı ile kendini suçlayan Benjamin Rühmann’ın soluksuz okuyacağınız bir macerası…
İnternette ki sosyal deneylerin nerelere kadar ulaşabileceği, küçük manipülasyonlar ile kitleleri nasıl da peşlerinde sürükleyerek, eli kanlı katillere dönüştüreceğini gözler önüne seren,ürkütücü ama bir o kadar da gerçekçi bir roman..