Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Saçları.. başörtüsünün altında bile sağ gözüne doğru akan siyah bir su akıntısı sanki..
Fettan, kim isyankâr saçlarını dalgalandıran,
taşkın gözlerini yatıştıran?
Evinin arkasında iki nar ağacı var,
onları kim sular?
Bırak da bahçıvanın olayım!
O diyorum, ama o olmadığını, gerçekte olmadığını, tabii biliyorum. Yine de oydu.
Nasıl anlatsam? Gitmiş olan o var, sonsuza dek yitirdiğim o,
bir de bu öteki, kafamdan çıkıp güneş vurmuş kaldırımlarda ne olduğunu bilemediğim bir şeye koşturan.
Yaşamaya. Eğer buna yaşama diyebilirsem; öyle diyeceğim.
"Bana yaz," dedi. "Bana yaz."
Yazdım.
.
hiç sahip olmadığımız ama yine de yitirdiğimiz inandığımız şeyler için gözyaşı döküyoruz
gördüklerimiz bizim gibilerin dikkatlerini dağıtıp yatıştırmak için yapılmış bu bayağı sahneler değil: Gördüğümüz bizim kendi yansımalarımız, bizlerin geçmişte yaşamış olabileceğimiz gibi şimdi de yaşadığımız çılgın düşler, yabancılaşan bildik öykü, başta umut veren ve şimdi de akıl almaz biçimde düğüm olmuş konu.
Bu imgelerden, tümüyle olanaksız ama bizi yine de bir buçuk saat oyalayan benlikler üretiyoruz, sonra ışıkta gözlerimizi kırpıştırarak dışarı çıkıyoruz, sonra yine hep ne olduysak oyuz, hiç sahip olmadığımız ama yine de yitirdiğimiz inandığımız şeyler için gözyaşı döküyoruz.