-olağan şeylerin yalın güzelliği - için takla atabilirdim. Cezaevi bana tek düzeliğin sessiz zevklerini öğretmişti.
Elle çalışma keskin uçları körletiyor, bazen de vicdan azabının oklarını saptırabiliyor. ..
Bir kuramım var, isterseniz dalga geçin, çağdaş ceza uygulaması suçluyu cezalandırmayı, ya da ona töresel bir duyu yerleştirmeyi amaçlamıyor, daha çok, bir gevşeme süreci ile onu iğdiş etmeyi hedefliyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yaşamımın küçük bir kayığa benzediğini, ve rüzgarla dalgaların itişmesine karşı dümeni doğru tutmam gerektiğini,
bazen nasıl elimden kaçırdığımı ve çaresizlikle orsa ettiğimizi, küçük teknenin kabarmış dalgaların içinde bir o yana bir bu yana dönerek güçlükle ilerlediğini düşündüm.
Böylesi anlatımlar beni mutlandırıyor, sanki dünyayı bu biçimde görmek ona her nasılsa boyun eğdirmekmiş gibi.
Her anı yaşanmak kullanılmak zorundaydı, bir biçimde; akışında tek bir atlama, en ufak bir duraksama olmadan; yaşam boyu hapis.
Uyku bile kaçış değildi.
Nesne çatlıyor,
saçılıyor, yeniden birleşiyor, başka bir şey oluyor. Azıcık bir basınç altında bu birim milyonlarca parçaya ayrılıyor ve her parça yine milyonlarca parçaya.
Ben tek bir birim değilim. Ben bir deste iskambil kâğıdına çok benziyordum, başka kartlarla ama kendimin başka kopyalarıyla harmanlanmış gibiydim:
Tüm gürültülü karmaşalar, yanlış başlangıçlar, birden bitişler, yaz yalnızlıkları ve kış hüzünleri,
nisan havasındaki anlaşılmaz coşkunluklar, yenilecek yemekler, uyunacak uykular, dolaşıp duran kan,
bir mevsim daha giyilecek palto, yeni ayakkabılar, eski ayakkabılar, öğleden sonralar, geceler, kuşlarla dolu şafaklar,
ölen yaşlılar ve doğan yenileri, olgunluk çağı, sonbahar gölgeleri,
derken yaşlılık ve sonra o uygun ölüm.