Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım
Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır.
.
Birbirleri için asla birer tanıdık olmanın ötesine geçememişlerdi. ..
Kalbinden geçenleri söyleyecek cesareti bulamıyordu. Kendini küçük düşürmekten korkuyordu.
.
Okuma alışkanlığı onu yalnızlaştırmıştı: Bu öyle bir ihtiyaca dönüşmüştü ki birileriyle biraz zaman geçirdikten sonra yorgun ve huzursuz hissediyordu; ...
Ara sıra insanlarla bir arada olmak onu çok yoruyor, bir an evvel yalnız kalmak istiyordu.
.. dinden uzaklaştığı için kendisine acımasızca sitem ediyordu. Cehennem ateşi hayalinde cayır cayır yanıyordu. Bir kâfirden hallice olduğu bu zamanda ölse zayi olup giderdi;
daimi acı çekmenin sonsuzluğuna kesinlikle inanıyordu, buna ebedi mutluluktan daha fazla inanıyordu; ve meylettiği tehlike onu tir tir titretiyordu.