Bir gize sahip olmak bir güce sahip olmaktır.
Oysa bu bir yük de.
Olduğumdan başka biri gibi görünme çabamın büyük taşınamaz bir ağırlık olduğunu anlamamış ya da unutmuştum, kısa bir süreliğine de olsa, onu sırtıma yükleyenlerin arasında olduğunu öne süren birisi tarafından yere indirmeme izin verilmesine sevindiğim bir ağırlık.
Düşkün yaşamlara karşı itiraf etmeliyim- acınası bir zayıflığım var. İçimde sefil, çirkin olan şeylere karşı bir tutkunluk, makyajımda kendisini bu pislikle doldurmaktan hoşlanan bir çatlak var.
Kendime, bu bayağı eğilimin, kültürün bütün gerçek meraklılarında bulunacağını söylüyorum, ancak buna inanmış değilim.
Burada dolandırıcı ve fettan kadınların arasında bocalayan bir tür Candid olarak sunuyorum kendimi, ancak gerçek (gerçek!) farklı.
.... İyi biri değilim, asla olmadım ve olmayacağım.
Ben çevredeyken değerli eşyalarınızı saklayın, evet, kızlarınızı da kilit altında tutur.
Terli yataklarınızda dönüp dururken düşlerinize giren umacıyım ben.
Nöbetçinin yaktığı ateşin işe yaramadığı huzursuz karanlıkta sinsi sinsi dolaşan, duyduğunuz şu hafif ayak sesi, bu benim.
Nöbetçileriniz uykuda, kapınızdaki bekçi sarhoş. İğrenç şeyler yaptım, onları yine yapabilirim, o benim içimde, ben -
Sesin tınısı belirsizdi, ancak yine de garip, yersiz bir sertlik taşıyordu; onunla hep böyle olacaktı, söylediği her şey ne düşündüğünü söylememenin bir yoluydu.
Bundan bir şey anlaşılıyor mu? Bence evet.
Zaman zaman durup dinliyordu, çevresindeki dünyanın seslerini değil de sanki kendi kafasında çok uzaklardan gelip ona bir şeyler söyleyen, akıl veren, azarlayan bir sesi dinler gibi.
Kadınları anlamıyorum, yani onları kendi cinsimin geri kalanının anlar göründüğünden bile daha az anlıyorum. Bu anlama başarısızlığının yaşam gerçeğimin asıl belirleyicisi, başkalarında aydınlık, iyice belilenmiş bir yer olan, bomboş bir bilisizlik bölgesi olduğunu sanıyorum.
Burada, içimde, bu ruhun Bermuda Üçgeni'nde sağlıklı bir ahlâk için bir önkoşul olan her şey boş hava ve sessizlik içinde yok oluyor ve bir daha da ortaya çıkmıyorlar.
Hayır, peşinde olduğum şey yiten içbenlik değil, Öteki'nin kutsal gizemi (...); yani bütün yaşamım boyunca derinliğimi asla bulamayacağım tıkanmış bir Sargasso Denizi'ne dalar gibi içine dalıp durduğum şey.
Sende, kabarcıklar bacaklarımı öperken ve ağır ağır devinen adımlarımın altından küçük şeyler ok gibi fırlarken ayaklarımın sonunda ağırlıksız yürüyebildiğim kumlu tabana ulaştığını sanmıştım.
Şimdi yanıldığım ortaya çıkıyor, bir kez daha yanıldığım.