Önce insan neden böyle bir kitap okur, anlayamadım. Bir süre sonra alınan hazzın kaynağının öykü ya da karakterler değil, dış dünyada birilerinin hayallerini bildiğini bilmek olduğunu anlamaya başladım
- geniş anlamda konu ya da olaylardan çok, ince ayrıntılardaydı haz, parfümlerde ve renklerde, gece geç vakit yapılan konuşmalardaydı.
Bunları bilince, kendi benliğini biliyordu:
Olaylar başka türlü gitseydi, ay ışığıyla aydınlanan bir sahilde yakışıklı ve zor bir adamla yürüyebilecek olan bir kadın;
özenle hafifletilmiş hareketin, söze dökülmemiş anlaşmanın, paylaşılmış sırrın değerini bilen bir kadın.
En çok da konuşulmamış olanın gücünü ve güzelliğini bilen bir kadın.
ağlak aşk hikâyelerine değil söze dökülmemiş şeylere bağımlıydı. İçine çok güven konabilen ve çok huzur elde edilebilen söylenmemişlere.