Sibel Karagöz

KIRLANGIÇ bir gün daha doğar anasından kaçak aşkların piç çocuğu gibi kızılı yara yara turuncu şalı sere sere dünyanın tepesine sarı bir ampul takar gibi uyanır dün'ya bir kırlangıç tutar da aşkı fısıldar yalnızlığım uyanır berrak su gibi bardak bardak içerim susuzluğumu kesmez utanmadan elini uzatır sanki yalnızlık yollarını beraber arşınlayalım der gibi tutmam elini yeter derim yeter mutluluk gelsin tasını tarağını toplayıp neşe gelsin ardı sıra kahkahalarını hoplata hoplata hiç bilmediğim yolları adımlayayım hiç bilmediğim diyarlara tanış olayım mutluluktan bir buse alayım neşeden bir kahkaha suya doydum ekmeğe geçelim böle böle katığa geçelim kata kata kırlangıç kırlangıç rüzgar ekip kahkaha biçelim gözlerinin karasından zeytine
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Değerli arkadaşım Ahmed Tahir ‘in kaleme aldığı SARI AZRAİL acının direnişin insan kalabilme mücadelesi kadına çoçuk kadına bir mal gibi muamele edilmesi tecavüz edilmesi satılması belgesel niteliğinde türkü tadında şiirsel bir ağrının ağıda durmuş kulaklardan çıkmayan nakaratı “Başka türküler çağırdığım çok olmuştur.Bir tanesi var ki o sensin.Bırak yine çağırayım seni.Nasıl olsa güzelsin.” Böylesi seslenişi var SARI AZRAİLİN ... Yürek sızlıyor böylesi bir çoçuk sevda nasıl cevaplanamaz... Kadının adı neydi Elif Feride Rana Bir önemi yoktu adları farklı kaderleri acı... Okurken düşsel bir yolculuk içinde kimi zaman SARI AZRAİL kimi zaman YAŞAR KEMAL ‘in İNCE MEMEDİ bir gölge gölgenin içinde yansıma hangisi hangisi çok uzun zaman önce okumuştum İNCE MEMEDİ bu satırlar içinde şahlandı ve anladım ki yiğit her yerde yiğit zülmün karşısında kah İNCE MEMED kah SARI AZRAİL... Soluksuz okudum kalemine yüreğine sağlık arkadaşım...
Edebiyat
UMUT YEDİVEREN her sabah deli bir umut yakama dolanır tanla beraber canla beraber kırmızı bir pazartesi umudu tohum tohum serper ala ala çalan salı çıkmaz sokakların çeşmesi turunçtur çarşamba suyu kesik ömrü yitik mavidir perşembe umudu suya yatıran yeşildir cuma tanrıların türbesi mevsimlerin yeşil baharı beyazdır cumartesi ak köpüklerin şelalesi siyahtır pazar kömür karası umudu sele veren sokaklarım çıkmaz bekçiler dolanır umudun suyu seli öksüz ben yine yeniden umudu asarım sabahın tanına canımın yanına umut yediveren Sibel Karagöz
Şiir
MARTI mavi fısıldar tutarda göğü adımlar çizer bulutlar hokkası beyaz kanatlar fırçası sen de martı uçtu ben diyeyim fısıldadı aşk kanat altına gizlenmiş görmeni duymanı bekler yağmur gözüne kaçmış süzülür martı fısıldar üşüdün yüreğini yüreğimden sarayım kırığına kanat vereyim maviye durur bakakalırsın yüreğimin sesine sağır ne çok kulak ne çok el kol üstelik yanı başımda görmez duymaz da bir martı maviyi de sırtına alır içimi okur ta yüreğimden tutar bir kez daha aşık olurum
Şiir
ÖPÜP ÖPÜP MÜHÜRLEDİĞİM uykulara sardığım düğüm düğüm çözdüğüm çocuk düş'üm ortalık yerde yalın ayak serde büyümeyen bebek düşlerimi de çuvala kattın sudan çıkmış pulsuz balığı bıraktın ardın sıra büyümeyen bebek öpüp öpüp mühürlediğim düşlere katık geceye ay dili lal dudağı bal serçe yarim ilmek ilmek ördüm geveze bülbül gibi söktüm yerine toz bulut kondurmadım ayan oldu unuttun gayrı düşlerime uğramaz kapı baca açmaz oldun ayrılık ağır ökçe sırtı deler geçer tülden kalını taşıyamaz ölümü arar oldum özlemde vurur öpüp öpüp mühürlediğim Sibel Karagöz
Şiir