Sibel Karagöz

YIL’KIYAM unuttum diyorum unuttum kulaklarımda çınlıyor sesi aynı ezgiye sarılıp yanıyorum tütünden sarma dumanın içinde ayanım duvardan kesik murçum döşü yaralı keskin bıçağım hazanın suçu yok ben mevsimini kaybetmiş yıl’kıyam unutma’k mümkün mü Sibel Karagöz
Şiir
Reklam
BURSA GEZEKLERİNDE BİR ÇOCUK Urfa "sıra geceleri"nin bir benzeri eskiden Bursa'da yaşanırdı. Ne kadar eski? Ellili, altmışlı yıllara kadar. Bursa'daki adı sıra gecesi değil, "gezek"ti... Bursalı erkekler, belirli günlerde sırayla bir evde toplanıp yemek yer, musiki icra eder, eğlenirlerdi. Hangi evde gezek varsa, o evin kapısında gece boyunca yeşil renkli bir ışık yanardı. Yabancı konuklar gelirse, adres aramasın diyeydi bu. Gezek bir erkek eğlencesiydi, kadınlar katılmaz, yalnızca mutfakta yemek hazırlardı. Hatta günler öncesinden hazırlanırdı kadınlar. Gezek gecelerinde, sesi güzel erkekler arasında bir Hafız Burhan vardı, bir de Kaya Bey. Eli kulağa atıp kâh gazel okur, kâh oynak havalarla gönül tellerini titretirlerdi. Çocuklar bu gecelere alınmazdı ama, Kaya Bey, çoğu zaman küçük oğlunu da beraberinde getirirdi. Çünkü Kaya Bey'in oğlunun da sesi güzeldi. Onu bir sandalye üzerine çıkarır, şarkılar söyletirlerdi. O çocuğu, gün gelecek, Zeki Müren adıyla tüm Türkiye tanıyacaktı.
Tarih
SÜNGÜSÜZ KALDIM TANRIM gün'aydını olmayan yarınlara doğdum bir göz açtım doğdu dediler allayıp pullayıp ezanlarla pışpışladılar annemin elinde eteğinde dünyayı tanıdım acımadı acıtmadı belki ana rahminin koruyucu zırhı vardı belki incinmeyen kalbim belki tanrının kutsanmışlığı büyüdüm zırhım düşmüş bir soğuk yel işlemiş iliklerime iliklerime bir damla yaş dökülmüş boğulmuşum kendi yaş'ımda bir buz sarmış ciğerimin tam ortasını büyüdüm gün'aydını olmayan yarınların bir de bitmeyen geceleri var selalarla öldüğüm
Şiir
İÇİMİN GURBETLERİ bedensizdi özlemlerim sarılacak kolu öpecek dudağı vermemişti yaradan bir uzun ince yoldu sırat köprüsü desen çıkılırmıydı serde cambazlıkta yoktu bir de uzakları yakın eden düşler gündüz gözüyle yapışırdı yakama oldum bittim gurbetteyim ben mi içindeyim içim mi gurbette çözemedim içimin gurbetleri bitmez hoş bitse bedensiz özlemlerim elli ayaklı
Şiir
AH BENİM AĞLARKEN GÜLEN HARFLERİM çiçek gamzeye gülüş düşe düşse çoçuk yüreğim yeşerecek yalancı baharları yüreğimin kışlarından çıkarabilsem ve sussa içimin sesleri içime içime bağırmasa feryadlarım harflerim bir bana çemkiriyor bayım muhatapsız harflerime benzer bulmak anlam vermek karşılaştırma yapmak alengirli işler harflerimi öksüz ruhumu yurtsuz bıraktın yine boyundan büyük işler yapmaya kalkışmış ah benim sevdasına hasret harflerim yine ağlarken gülmüş... Sibel Karagöz
Şiir
Reklam