SAKSIDA ÖLDÜM
insan büyütürmüş
öyle anlı şanlı
güle oynaya
bağıra çağıra
bir damla gözyaşında
bir avuç dolusu hüzünde
gamzelerin kırılmış çizgisinde
yalnızlığın ezgisini büyütürmüş
esrik yeller dokunur
yılkılar çoşar
ezim ezim ezilir
cansız bedenim
bir avuçlarım kalır
bir hüzünbaz toprak
boy atmış ince bir dal
boynuna ağır
canına yaban
sanki ölüm
eski zamanların hırkası
paralandıkça üstüne yapışan
kımıldadıkça batan
kim der kim
bu halinin mimarı
“sen” derim içimden
yalnızlığın soğuk nefesi
dokunur titrerim
ürkek bir serçe gibi
ardından içimin sesleri çoşar