Çare Barcelona'ydı.Aksi takdirde labirentte boğulup kalacaktı.4 Haziran 1982 tarihinde,henüz yirmi ikisine girmemişken,kendisine eşlik eden Cyterszpiler ile birlikte futbol tarihinin en büyük transfer anlaşmalarından birine imza attı. İspanya'ya gelişi tam bir olaydı.Arjantin'in sevilen yüzü Eva Peron'un 1947'deki ziyaretinden beri,hiçbir Arjantinli,Katalanlar tarafından bu kadar alkışlanmamıştı.Patlayan flaşlar arasından güvenlik güçlerinin marifetiyle apar topar limuzine bindirilmiş ve uluslararası havaalanından yaklaşık 16 kilometre uzaktaki Barcelona Futbol Kulübü'nün muhteşem tesislerine götürülmüştü.İmza töreni ,kulübün binasındaki büyük salonda yapıldı.İmzada Boca Juniors ve Argentinos Juniors'un kulüp başkanları da vardı.Barcelona'yı dünyanın en büyük kulüplerinden biri haline getiren işadamları,bankerler,avukatlar ve menajerler de masanın diğer yanındaydı.Barcelona'yı en üst düzeyde başkan Nunez temsil etti.O kısa,tıknaz megaloman...
Maradona 12 milyon dolara, kendisini bordo mavi renklere bağlayan imzayı attı.Bu bir rekordu.
Gâfil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Söyleyen dillerin söylemez olur
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda
Sen söylersin söz içinde sözün var
Çalarsın çarparsın oğlun kızın var
Şu dünyada üç beş arşın bezin var
Tüm bedesten senin olsa ne fayda
Bir gün götürürler seni evinden
Hakk'ın kelâmını kesme dilinden
Kurtuluş yok Azrail'in elinden
Türlü türlü fendin olsa ne fayda
Kul Himmet Üstâdım gelse otursa
Hakk'ın kelâmını dile getirse
Dünya benim diye zapta geçirse
Karun kadar malın olsa ne fayda
Karanlıktaki eşkıyanın, gün ışığında, şehirli bir tüccar olduğu belli oluyordu.Meslektaşı onu tanıyıp meydan okumaya kalkışınca da adam, "başkan" olması nedeniyle,onu durduruyor,pek de kibarca başından vurarak,atını sürüp gidiyordu.