ÖZNUR

ÖZNUR
Hemen nefret et benden nefret etmek istersen Tam şimdi dikilirken dünya benim karşıma
Öğrenci
222 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
@Sylviia·
·
sabitlendi
Ölesiye tutkulu, ölesiye şairim. Nurullah Genç
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Anladığım Türk Gençliği
Mustafa Kemal’in Türk gençliğine çok önemli mesajlar veren ilişik sözlerini de öğrenciler sokaklarda dağıtıyorlardı: Türk genci, inkılâpların ve rejimin sahibi ve bekçisidir: Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Rejimi ve inkılâpları benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır, demiyecektir. Hemen müdahale edecektir ve kendi eserini koruyacaktır. Polis gelecektir, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz inkılâp ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, fakat aslâ yalvarmayacaktır. Mâhkeme onu mahkûm edecektir. Gene düşünecek “demek adliyeyi de islâh etmek, rejime göre düzenlemek lâzım” diyecek. Onu hapse atacaklar, kanun yolunda itirazlarını yapmakla bera ber, meclise telgraflar yağdırıp haklı ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını, kayrılmasını istemiyecek... Diyecek ki: “Ben iman ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve âmilleri düzeltmek de benim vazifemdir.” İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği.
Kitap Alıntısı
Cahit Sıtkı
Cahit Sıtkı çok içtiği halde, sarhoşken tatsızlık çıkarmazdı. Ancak içinde biriken ve hiçbir zaman açığa vurmadığı acılar onu ölüme iterdi sanki. Beyoğlu’ndan geçen tramvayların önüne atardı kendini. Her bir taraf tramvayın çan sesleriyle çınlarken, adaşı uzun boylu Cahit, fırlar, ufak tefek Cahit’i yaka paça yakalayıp, kaldırıma taşırdı.
İnsan ve Duygular
Mustafa Kemal ile her an, her yerde karşılaşmamız olasılığı vardı. Örneğin ölümünden bir yıl önce, bir erkek arkadaşımla, Maçka’da, şimdi o kocaman Swiss Otel’in dikildiği yerde bir kır kahvesinde otururken, birdenbire Mustafa Kemal’in arkamızda durduğunu gördük. İkimiz de ayağa kalkınca, “çocuklar, rahatsız olmayın” dedi. Yanındakilerle birlikte uzaklaştı. Onu son görüşümdü bu.
Alıntı
Latin Alfabesine Geçiş
O sırada on iki yaşında olduğum için, Latin alfabesinin kabulünü çok iyi anımsıyorum. İki yabancı dil öğrenebilmiş, normal zekâda bir çocuk olduğum halde, kendi dilimi doğru dürüst okuyamıyordum. Arap harfleri Türk diline tamamiyle ters düştüğünden, şaşkına dönüyordum Arap harfleriyle yazılmış bir metin karşısında. Örneğin, Türkçede en çok geçen u, ö ve ü harfleri yoktu Arap harfleri arasında. Onların yerine “vav” vardı ve bu “vav” beş ayrı biçimde okunabilirdi. “Projektör” sözcüğünü bildiğim halde, bunu “perveşkütür” okumama, annem ile üvey babam çok gülmüşlerdi.
Alıntı