Deniz kıyılarında birtakım süprüntülere rastlanır. Ot mudur, yosun mudur, yani karaya mı aittir, yoksa denize mi, kestirilemez. Dalga onları alır, sonra tekrar dışarı atar; gene alır, geri getirir; fakat en sonunda getirmez. Insanların da böyle köklerinden kopmuş süprüntü kısmı vardır ki, iki alem arasında uzun müddet bocalar: Münvazenesizler, ayyaşlar, serseriler, yahut sadece talihsizler; benim gibi, Tamaşalık'daki bacılar ve daha birçokları gibi...
Bir mezarda olan yürek ne kadar ihtiraslı, ne kadar günah işlemiş, ne kadar isyancı olursa olsun, üstünde biten çiçekler bize masum gözleriyle sakin sakin bakarlar.