Selam sana hücrelerde benzi solan genç!
Selam sana ey yılları heba olan genç!
İstikbalim gitti diye yaslanma sakın!
İstikbalin değil, ruhun Tanrı'ya yakın!
O yalancı İstikbale bir perde indir!
"Gerçek yarın" unutma ki bir gün senindir!
Selamlar
İnsanları kandırabilir misiniz yada şöyle söyleyeyim insanları kandırır mısınız?
Lügatta anlamı :
1.inanmasını, kanmasını sağlamak, inandırmak.
2.aldatmak
Hayır der dediğinizi duyar gibiyim. Peki şöyle sorayım o zaman, bir insanın kandırılmasına göz yumar mısınız?.
.
.
İnsanları kandırmayı da kandırılmalarına da asla göz yuman birisi olmadım. Kandırılan kişi haksızlığa uğramış kişi sonuçta değil mi! Ve buna göz yumarsak bu dünyada ki varlığımızın ne amacı olabilir ki başka ?
Kitabı okurken o kadar olaylara dahil oluyosunuz ki, çalınan piyanon sesi bir yandan kulaklarınız da çınlarken bir yandan da Veronika'nın kalp krizi ataklarının göğsünüzde oluşturduğu ağrıyı hissediyorsunuz. Ve sonunda Veronika'ya yardım edemediğiniz için kendinizde oluşan kırgınlık ve
Dr. İgor'a karşı nefretiniz oluşuyor. Paulo Coelho bu kitapta kendini pek veremedi basit yazmış diyen eleştiri yazıları aksine gerçekten simyacıdan sonra bir kez daha güçlü, ve hala yaşayan bir yazar okuduğum için mutluyum.
#alıntı
Tanrı beni 3 hakikati öğrenmem için Dünyaya yolladı. Tanrı'nın bana söylediği ilk soru şuydu.
"İnsan kalbine ne hükmeder?" ve anladım ki insanın kalbine sevgi hükmeder. İkinci soru ise,
"İnsana ne verilmemiştir?" İnsana kendi ihtiyaçları dışında bilgi verilmemiştir. Üçüncü soru ise
"İnsan ne ile yaşar? ve anladım ki insanın elinde hiçbir şey olmasa bile Tanrı sevgisi olsun yeter. Yani insan Tanrı'ya inanmadan yaşayamaz.
Tolstoy bu kitabında iyiliği, doğruluğu öğütleyip, hırsın iyi bir şey olmadığını belirtir ve bunları dümdüz sade bi dille okuyucuya ilettiği, kısa öykülerden oluşan bir kitap.
Tanrı'yı sevdiğini söyleyip kendi kardeşinden nefret eden varsa; o bir yalancıdır. Görüp tanıdığı kardeşini sevemeyen, göremediği Tanrı'yı hiç sevemez.