Çarlık Rusya'nın tipik bir taşra kasabasında kibrin, menfaatin, uyanıklık ve hırsın toplum üzerinde ayrıştırıcı özellik olmasını sağlayan, dedikoducu, entrikacı Marya Aleksandrovna'nın temiz umutsuz yanlış bir aşk geçmişi sonucu evde kalmış olarak anılan kızı Zena'yı konu alan bu kitapta yozlaşmış toplum yapısını da ele alır yazarımız.
Bölgede ki nüfusu olan yaşlı bir prensle kızını evlendirmek isterken, Zena nın vicdanı ve kendisini prensin yeğeni olarak gösteren Mozglyakov'un uyanıklığı sayesinde nişan merasiminin hüsranla bitip herkese rezil olup ayrıca yakın arkadaşları ile arası açılan Bayan Aleksandrovna'nın sonrasında da başka taşraya taşınması ile gelişen olayların ardı ardını izlediği bu kitapta günümüz yaşantısı ile de benzer yönleri bulacaksınız.
"Ne bu şimdi?
Ne için bütün bunlar?
Olacak şey mi!
Böylesine anlamsız ve iğrenç olabilir mi hayat?
Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor, hem de acılar çekerek?...
#ivanilyiçinölümü
#tolstoy
45 yaşında ölen bir mahkeme üyesinin ölümünün basıldığı bir gazete manşetiyle başlıyor kitap. Hayal ettiği gibi yaşayıp, girmek istediği toplumlara mesleği sayesinde giren, başka bir şehirde yeni başladığı hayatının hayallerini kusursuz inşaa ederken düştüğü merdiven ile gerçek yaşamın farkına varıp, aslında ne kadar boş, yalnız bir yaşam sürdüğünü farkına vararak hayata göz yuman İvan'ın hikayesi..
Tolstoy'un insan tahlillerini çok severim , bu kitap belki çok yakından tanıdığı birinin belki de kendi hikayesini dolaylı yolla anlattığını kim bilebilir..
Tolstoy
Canım Tolstoy...