Amerikan Elçiliği’ne düzenli olarak gidip bilgi veren ve büyük bir ihtimalle talimatlar alan Bülent Ecevit, o tarihlerde sadece CHP’nin bir milletvekili, yani hükümetin bir bakanı değil! Amerikan Elçiliği ile hiçbir resmi ilişkisi yok! Ama o, kendi adına düzenli olarak Amerikan Elçiliği’ne gidip geliyor! Aynı durum diğer CHP milletvekilleri için de geçerli.
Demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere’de devletin şekli, “Parlamenter Krallık”tır. Devletin başında ya Kral ya da Kraliçe bulunur. İngiltere’de egemenlik hakkı halkın değil. Kralındır. İngiliz hükümetine “Kraliçenin Hükümeti” denilir. Başbakanı atayan Kral veya Kraliçedir. Eğer, Kraliçenin sadece bir süs olduğunu sanarsanız, yanılırsınız. Örneğin, Kral veya Kraliçenin başbakan ataması salt bir formalite değildir.
Yeşil kart almak için millet ayakta. Amerika’ya gitmeye uğraşıyorlar. Böyle bir şey Kuva-yı Milliye’nin veya Müdafaa-i Hukuk’un hemen akabinde, Türkiye sefaletten kırılırken kimsenin aklında yoktu. Hiç kimse böyle bir şey düşünmedi. Tam tersine, yurtdışındaki Türkler Türkiye’ye geliyorlardı, memlekete hizmet etmek için. Çok ucuz maaşlarla çalışıyorlardı.
Bu ruhu bize kaybettirdiler. Bu 1947’den itibaren iktidara gelmiş tüm iktidarların sorumluluğudur. Bana sorarsanız, hepsi Yüce Divan’lıktır.
Yâni Düzce isyanından tutun da, Şeyh Sait isyanına kadar... Bunların hepsinin dibini kurcaladığımız zaman şaşılacak bir şekilde etnik bir tahrik buluyoruz. Meclis kurulduğu zaman, Meclis etrafındaki bütün bölgeler isyan ederler. İsyanın dibini kurcaladığınız zaman, ya Çerkezler çıkar ya Kürtler çıkar, yâni etnik bir şey çıkar.