Muhalefete oy verdiği gerekçesiyle bütün bir il halkı cezaya çarptırıldı. Kırşehir'i ilçe haline indirirken iktidar, öteki illerin kulağını büküyor, «Gelecek seçimlerde beni desteklemezseniz siz de bu akıbete uğrayabilirsiniz.» diyordu.
Yani muhalefet üzerindeki baskıları artırabildiğin kadar artıracaksın ve her çareye başvurarak elinden geldiğince oy toplayacaksın. Bir kısım devlet masraflarının ve kalkınma hamlelerinin gerektirdiği para, dışarıdan gelecekti. Onun için, çekinmeksizin dal enflasyona, her mahallede bir milyoner yetiştirmeye bak. Sam Amca seni yalnız bırakmaz nasıl olsa. İktidara güç veren ortam böyle istiyordu, ortamı etkileyen iç ve dış koşullar böyle gerektiriyordu. İktidarın yaptığı da onlara uymak oldu.
Hukuk devleti nemize gerekti bizim? Bu gerçeği kavrayan yöneticilerimiz rahatça:
- Bundan böyle ince demokrasiye paydos! diyebiliyorlardı. Onların gözünde önemli olan bir kere ele geçirdikleri iktidar yerine sımsıkı sarılmaktı.
Ulusal egemenlik dediğimiz büyük dava, Türk halkının ne dışarıdan ne de içeriden sömürülmeksizin, efendice yaşayarak çağdaş uygarlık düzeni içinde alnının teri ile ilerleyebilmesi amacını güdüyordu. Bu da yalnız ve yalnız devrim ilkelerini tüm benimsemek, onları millete mal etmekle gerçekleşebilirdi.