"... Evet, sorum anne ve babanızı kendinize yakın hissedip hissetmemenizle ilgili."
"Kendilerine saygım vardır. Allah razı olsun, bizi büyüttüler. Babamdan hâlâ korkarım ve onun yanında bacak bacak üstüne atamam. Annemden çok dayak yedim ama ondan korkmam. Yaşlanıp elden ayaktan düşerse, üzerimize düşen görevi yaparız. Gerçi Hatice teyzen benim anne babamı sevmez, ama o istese de istemese de ben anama, babama baktırırım."
"Başıma gelenlerin, içinde bulunduğum durumların benim en iyi öğretmenim olduğunu düşünürdüm," dedi. Bir süre sustuktan sonra, "Yaşamımın temel amacının öğrenmek, bilinçlenmek olduğuna inandığım için, başıma gelenlere bir öğrenme fırsatı olarak bakardım," diyerek cümlesini tamamladı.
"Birinin yetişkin çocuk olduğunu nasıl anlarız?"
Hüzünlü bir mizah ifadesiyle, "Duygusal olgunluğunu tamamlayamamış kişinin içinde, kendinin de tam anlayamadığı doldurulamayacak bir boşluk vardır," dedi.
Bu kitabı, son otuz yıl içinde yakından tanıma olanağı bulduğum; tanıdıkça sevgi, saygı ve hayranlık duygularımın arttığı; gülüşüyle içindeki çocuğun, saflığını ve yaşama sevincini; değer ve ilkeleriyle içindeki anababanın bilgeliğini ve faziletini yansıtan, dostu olmaktan gurur duyduğum, Ahmet Dervişoğlu'na sunuyorum.
Sokrates ne der? Kimileri tarlalarına bakmaktan, kimileri atlarına bakmaktan memnun olur; ben de her gün kaydettiğim gelişmeleri gözlemlemekten memnun oluyorum.