Aytent

Aytent
Kırk mevsim bekledim bekle deyince mektup yazacakmış eli deyince mehtabı beklerken bak Ayaz geldi.. ilk değil bu bana son söz verişi yakındır Sabri'min sona erişi eğlencek bahara kalmış gelişi yine vekaleten bak kiraz geldi..
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her şeyin bir zamanı var ve her şeyin bir nedeni...Hayatı kabullen. Her şey olması gerektiği gibi, korkma Sen de tam olman gereken yerdesin. Kalpten istediğin şeye ulaşmak için, zihninden geçenleri değil, tam da ihtiyacın olan deneyimleri yaşayacaksın Sakin ol. Geç kalmadın. Erken de değil. Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok... Kimlerden ileri ya da geri olduğunun da...Kaç yaşında hissettiğinin, kendini nerede görmek istediğinin ve şu an nerede olduğunun farkında olman mühim...Yaşaman gerekeni yaşıyorsun sadece. Ne bir eksik ne bir fazla... Bil ki kusursuz bir düzen var senden gayrı İlmi ve iradesi dışında yaprağın bile kıpırdamadığı bir yaradan var, hatırla Beklentilerinin farkında ol ve onları minnetle değiştirmeyi öğren. Kanaat etmeyi ve şükretmeyi unutma. O vakit göreceksin ki mucizenin kendisisin aslında Mucize SENSİN.
"Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır."
Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
Oluruna bırakmayı öğrenmek Her şey anlamsız hale geldiği anda, insan kendini uzay boşluğunda gibi hissediyor. Ne yapsa bilemiyor, ne tepki vermeli?Bağırmalı mı? Bağırıp tüm içindeki kızgınlıkları kusmalı mı? Susmalı mı? Anlatılacak hayal kırıklıkları milyonlarca kelime edebilecekken kimsenin anlamayacağını bilerek dudaklarını acı acı kapalı mı tutmalı? Yoksa ağlamalı mı? Tüm pişmanlıklarını gözpınarlarına yükleyip, gözyaşları tükenene kadar ağlamalı mı? Kırıp dökmeli mi? Eline geçen her şeyi mesela fırlatmalı mı duvarlara, kalpleri de kırmalı mı öfkesini kusmak için? Ne yapmalı? Hissizleşiyor insan. Kendini saatlerce bir duvara bakarken yakalıyor. Ne düşündüğünü bilmeden yıpranmışlığın getirdiği o berbat hisle başbaşa buluyor kendini. İçinde bi el aydınlığa inat yaka paça çekiyor sanki zifiri karanlığa. Karşı koymak istiyor koymasına da ; dermanı yok.. Tam onda öğreniyor işte insan oluruna bırakmayı.