Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
... Namussuzluk, namussuzları kullanmakta değil, kullanıp dururken onlara alışmakta... Namussuzluğun içine iyice yerleşip rahatlamakta... Benim ileride sahiden namussuz olmamı istemiyorlarsa, yanımdan ayrılmasınlar. Çizgiyi yanlış çizersem eteğimi çeksinler, dinlemezsem enseme vurup yüzümün üstüne yere sersinler. Çiğnesinler. İnsan arada bir dost sillesi yemezse sapıtır. Şunlara neden yıldıklarını soruver bakalım, yiğitlik böyle mi, sor!"
Osmanlı'da töredir, sıkışınca, yapan da bizden olacak, yıkan da... Yalnız yapan bir şey yapmakta olduğunu bilmeyecek, yıkan da bir şey yıkmakta olduğunu... Bir dolaptır dönecek, suyun nerden gelip nereye gittiğini çekenler değil onları dolaba koşanlar bilecek! Doğru muyum?"