İnsan ancak bilerek seçerek yaptığından sorumlu değil mi? Gönlünde saklı tuttuğu, susup söylemediği sözlerden dolayı bir insan kınanabilir mi?
Güvercin Gerdanlığı
İbn Hazm El-Endelüsi
📌İmam Ahmed İbn Hanbel eş Şeybani Rahimehullah'ın, Muhammed İdris eş Şafii Rahimehullah hakkındaki sözleri📌
Ahmed b. Hanbel der ki:
Hz. Peygamber (sallallahualeyhi vesellem):
"Allah her bir yüz yılın başında müslümanlara ihsanda bulunur ve Ehl-i beyt'imden birini dinlerini onlara açıklamak için gönderir" buyurmuştur. İlk yüz yıla baktığımda Resûlullah'ın (s.a.v) ailesinden Ömer b. Abdilazîz in geldiğini gördüm. İkinci yüzyılın başına baktığımda da Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) neslinden Muhammed b. idrîs eş-Şâfıî’nin geldiğini gördüm.
Ahmed b. Hanbel der ki :
“Şu elinizdeki ilmin hepsi veya çoğu Şâfıi’dendir. Otuz yıldır da her gün mutlaka Şâfiî’ye dua etmişimdir.”
Zi’b der ki: Merkez camiinde Ahmed b. Hanbel ile beraberken Hüseyn el-Kerâbîsî uğradı ve Şafiî’yi kasd ederek: “Bu adam Allah’tan bize bir rahmettir, zira Resûlullah'ın (s.a.v) akrabalarındandır” dedi. Daha sonra Hüseyn’in yanına geldim ve: “Şâfiî hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordum. Hüseyn şöyle dedi: “insanların ağızlarını Kur’ân, sünnet ve icmayla dolduran bir adam hakkında ne düşünebilirim? Ne bizler ne de bizden öncekiler Kur’ân ile sünneti bilmezdik. Kur’ân’ı, sünneti ve icmayı Şafii'den öğrendik.”
Yahya b. Maîn der ki:
Şafiî geldiği zaman Ahmed b. Hanbel hiç kimsenin onun derslerine katılmamasını söylerdi. Bir ara Ahmed’le karşılaştığımda Şâfiî katırına binmiş, Ahmed de peşinden yürüyordu. Ona: “Ey Ebû Abdillah! Onun derslerine katılmamamızı söylerdin, şimdi ise peşinden gidiyorsun dediğimde: “Sus! Katırın yanından ayrılmazsam faydama olur!”
karşılığını verdi.
Ahmed b. Hanbel der ki: Hadislerin (araştırılıp bulunması) konusunda
Şâfıî’den daha bilgili olan birini görmüş değilim.”
Ahmed b. Hanbel der :
“Hadisleri yazma konusunda Şafiî’yi geçen
olmamıştır.”
Muhammed b. Ebî
📌İlmîn afetleri ve kötü âlimlerle ahiret alimlerinin beyanı;📌
Hatem el-Esam dedi ki:
"Sekiz tane mesele öğrendim:
1-İnsanlara şöyle bir baktım, gördüm ki herkesin sevdiği bir şey var. Fakat kabre vardığı zaman sevdiğinden ayrılıyorKabirde benimle beraber olmaları için iyiliklerimi kendime dost edindim.
2-Allah Teala'nın "Kim Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa şüphesiz onun varacağı yer cennettir." (Naziat, 40-41) ayetini düşündüm ve Allah'a istikrarlı bir şekilde itaat etsin diye nefsimin arzularını defetmek için elimden geleni yaptım.
3-Gördüm ki yanında kendince kıymetli bir şey bulunan herkes onu korumaya çalışıyor Sonra Allah Teala'nın,
"Sizin yanınızdakiler tükenir, Allah katında olan ise kalcıdır." (Nahl96) ayetini düşündüm ve ne zaman elime kıymetli bir şey geçse benim için, O'nun yanında kalması amacıyla,onu Allah'a emanet ettim.
4-İnsanların mala, asalete ve şerefe meylettiklerini gördüm. Halbuki bunlar bir hiçtir. Sonra Allah Teâla'nın, " Allah katında en değerliniz,O'na karşı en takvali olanızdır" (Hucurat, 13) ayetini düşündüm ve Allah katında değerli olmak için takvalı olmaya çalıştım
5-İnsanların birbirlerine haset ettiklerini gördüm.Sonra Allah Teâlâ nin,
“Dünya hayatında onların gecimliklerini aralarında Biz paylaştırdık" (Zuhruf, 32) ayetini düşündüm ve hasedi terk ettim.
6-İnsanların birbirlerine düşmanlık ettiklerini gördüm. Sonra Allah Teâla'nın,
"Süphesiz şeytan sizin düşmanınızdırSiz de onu düşman edinin." (Fatr, 6) ayetini düşündüm ve insanlara düşmanlığı bırakıp sadece şeytan düşman olarak gördüm.
7-İnsanların rızık elde etmek için her türlü zillete katlandıklarını gördüm. Sonra Allah Teala'nın, "Yeryüzünde hiçbir can yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın." (Had, 6) ayetini düşündüm ve O'nun için
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) elini Ömer b. el-Hattâb (radıyallahu anh)'ın sakalına koydu, sonra "Ey Ömer, şüphesiz biz Allah'a âidiz ve mutlaka O'na döneceğiz" buyurdu. Ömer dedi ki: "Dedim ki: 'Evet, anam babam sana fedâ olsun ey Allah'ın Resûlü, şüphesiz biz Allah'a âidiz ve mutlaka O'na döneceğiz, ne oldu?'
Buyurdu ki: 'Az önce Cibrîl bana geldi ve "Ey Muhammed, şüphesiz biz Allah'a âidiz ve mutlaka O'na döneceğiz, ümmetin senden çok sonra değil hemen sonra fitneye düşecektir" dedi.
Ben de: "Dalâlet fitnesi mi yoksa küfür fitnesi mi?" diye sordum.
"Hepsi olacak” diye cevap verdi.
Ben: "Onların arasında Allah'ın kitabını bıraktığım hâlde nasıl saparlar ya da küfre düşerler?" dedim.
Dedi ki: "Allah'ın kitabıyla saparlar. Her topluluk onu isteklerine göre tevil eder ve onunla sapar."
-İbn Batta/El-İbânetu's Suğrâ-