Gerçek özsaygı kendine egemen olmaktan, gerçek bağımsızlıktan gelir. Bu da 1., 2. ve 3. Alışkanlıkların odak noktasıdır. Özgürlük bir başarıdır. Karşılıklı bağlılık ise ancak bağımsız insanların yapabilecekleri bir seçimdir. Gerçek bağımsızlığa ulaşmak istemedikçe, insan ilişkileri becerilerini geliştirmeye çalışmak gülünç olur. Bunu deneyebiliriz. Hatta her şey yolundayken bir dereceye kadar başarılı da oluruz. Ama zor anlar geldiğinde -ki mutlaka gelecektir- her şeyi bir arada tutacak temelden yoksun olduğumuz anlaşılır.
Herhangi bir ilişkiye kattığımız en önemli unsur, ne dediğimiz ya da ne yaptığımız değil, ne olduğumuzdur. Sözlerimizle davranışlarımızın kaynağı kendi özümüz (Karakter Etiği) değil de, yüzeysel ya da ne yaptığımız değil, ne olduğumuzdur. Sözlerimizle davranış-insan ilişkileri teknikleri (Kişilik Etiği) ise, karşımızdakiler bu düzenbazlığı sezeceklerdir. O zaman etkili bir karşılıklı bağlılık için gerekli temeli yaratıp sürdürmeyi başaramayız.
İnsan ilişkilerinde gerçekten bir fark yaratan teknik ve beceriler, tam anlamıyla bağımsız bir karakterden adeta doğal bir biçimde yayılanlardır. Bu nedenle bir ilişki kurmaya başlamanın yeri içimizdir, Etki Alanımızdır, kendi karakterimizdir. Bağımsız-proaktif, merkezinde doğru ilkeler bulunan, değer güdümlü ve hayatımızdaki önceliklerin etrafında kişisel bütünlükle örgütlenip uygulamaya geçebilen biri haline gelirken, karşılıklı bağlılığa sahip-başkalarıyla zengin, kalıcı, son derece üretken ilişkiler kurabilen- biri olmayı da seçebiliriz.