Tahir Aksoy

Tahir Aksoy
@TahirAksoy
Kitap okumayı çok seven,her gün yeni bilgiler öğrenmeyi, doğa gezilerinde fotoğraf çekmeyi kendine hobi haline getirmiş, bisiklet turunu, yürüyüşü ve denizde yüzmeyi hayatının merkezine koyan kendi halinde münzevi bir kitap kurdu :)
Dün akşam Mefharet radyo başında, sordu bana: - Ağabey, size neşeli bir istasyon arayayım mı? "Radyoda değil, kalbimde neşeli bir istasyon arıyordu. Cevap vermedim. Yalnızlık. Israr etmedi. Birdenbire Besim'i özledim. Onun neşesi daima bu evi sessizliğin fırtınalarından kurtarmıştır. Geldi hemen. Elleri cebinde ve bacakları ayrık. Bana doğru yürüdü: -Ağabey, dedi. bu sabah gayet mühim bir karar verdim. Daha doğrusu bir haftadır bu kararı veriyor, fakat tatbik edemiyorum. "Ne olduğunu sormadım. Mefharet benim yerimi aldı Besim ona dönerek cevap verdi: - Yüzümü yıkamaya karar verdim.
Sayfa 28 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Yakınımızda kimseler yok. Başlarımız birbirine dayalı. Rüzgâr onun saçlarını benimkilerine, teninin kokusunu denizinkine karıştırıyor. Gözlerim kapalı. İki eli de avuçlarımda. Sıkıyorum. Başını hafifçe çekiyor ve yan bakışlarıyla gözlerimi arayarak gülümsüyor. Yüzünde; müşterek bir rüya anının dalgınlık izleri yerine, ağır düşüncelerden gelen bir dehşet intibaı var. Bir korku sarayının simsiyah koridorlarında dolaşan yalnız ve mahpus bir kıraliçe gibi gözleri karanlığı emiyor, büsbütün irileşiyor ve güzelleşiyor. Ben onun münzevî kalbine uzaklardan seslenmek için, kulaklarının İçine en güzel hislerimi fısıldıyorum. Sonra dudaklarımı yanaklarının üstüne koyuyorum. Yüzü yanıyor, o kadar yanıyor ki, biraz sonra kül olup dağılmasından korkuyorum. Sonra ince bir ıslaklık. Hafif bir titreme. Gözlerinin içine bakıyorum. Karanlık; ve soruyorum: " - Ağlıyor musun?
Sayfa 27 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
1000Kitap
Bu bir kromozom muammasıdır, dedi, üçümüzün de aynı ananın ve aynı babanın çocukları olduğumuz muhakkak. 1923'ün ortasına kadar doğanlar bu emniyetle konuşabilirler. Üçümüzün arasındaki farklara bak. Sanki ağabeyim Corneille'in torunu, ben Moliere'in. Sen.. sen... O! Büyük babanı aramak için Sofokles'e kadar çık. Samim'den daha trajik mahlûksun sen. Hiç olmazsa onun bazı gevşek ve mızmız hassasiyet anları var da, içindeki trajedi barutunu lakrimal bezelerinde ıslatıyor. Üzüntüne gelince, o zaman da söyledim sana: Bizim birader âşık... Bu kadarı senin sahnede bir kolunu yukarı kaldırarak ve gerinen bir kedi yavrusu gibi elini havada zarif bir dalgalanışla kabartarak uzun bir tirad çekmen için kâfi değil. Biliyorum. Kime âşık, onu merak ediyorsun.
Sayfa 20 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
1000Kitap
“Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça, gaflet ve bundan doğacak felaket azalmaz.” -Benjamin Franklin
1000Kitap
Paradigma, bir alandaki yazılı ve yazılı olmayan kuralların tümünü ifade ediyor. Daha basit biçimde anlatılacak olursa paradigmayı, bir alandaki geçerli model olarak tanımlamak mümkün. Mevcut ve geçerli modeli paradigma olarak tanımladığımızda bu modeli değiştiren gelişmeleri paradigma değişikliği ya da paradigma kayması olarak tanımlamak gerekiyor. Paradigma değişikliği için en tipik örneği, fizik biliminde artık yeni şeyler bulunmasının sonuna gelindiği biçiminde 1900'lerin başında oluşmuş bulunan düşünceden yola çıkarak verebiliriz. O tarihlerde Newton fiziğine dayalı paradigma, fizik biliminde başka bir gelişime yer bırakmayan bir durum olarak kabul ediliyordu. Bunu en açık biçimde Lord Kelvin şu sözlerle ifade etmişti: "Artık fizikte yapılacak hiçbir şey kalmamıştır. Bundan sonra olacaklar yalnızca ince ayar yapmaktan ibarettir." Bu ifadeden yalnızca beş yıl sonra Albert Einstein, görelilik kuramını açıklayarak o zamana kadar geçerli olan fizik kuramını alt üst edince geçerli paradigma tümüyle değişmiş ve Lord Kelvin'in sözleri boşa çıkmış oldu.
Sayfa 31 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam