Eşitlik ideali, kendilerinde hakların vazife ve mesuliyet haline gelebildiği insanlarda görülür. Başkalarını yaşatmak için yaşayan ahlaki varlıklarda barınır. İdealist bir gençlik, işte bu eşitliği gerçekleştirmek için vicdanlarda ve sosyal yapıda kendisine vazife ve mesuliyet hissesi ayırmış olan gençliktir. Bu işe, onlar sosyal yardım teşekkülleriyle başlamalıdırlar. Garpta bu ulvi vazifeyi, kilise üzerine almış bulunuyor. Bizimkiler, Cehennem'i tasvir ile ömürlerini geçirdiler ve ahiretin başlangıcı olan şu dünya hayatındaki Cehennem'in kurucuları oldular. Bir cemiyette, henüz sokaktaki insanlara bile, otomobilde gidenlerinkine eşit bir huzur verilmemiş ve vergileri, zenginin malının ihtiyacının dışında kalan fazlasından alınırken, fakirlerin ve müstahsillerin en zaruri ihtiyaçlarından koparılıp alınırsa, o cemiyette istenildiği kadar demokrasi çıngırakları çalınırsa çalınsın, zulüm var, işkence var demektir. Eşitlik ideal olmazsa vicdanları şaşırtır; heder olan merhamet, yerini kin ile zulme bırakır. Eşitlik merhamet davasıdır. Malların adetçe sayılıp dağıtılması ile değil de, haklarını kanun ve vicdanla her birine bağlanması ile eşit durumda olmasını dilediğimiz insanlar, hep Allah'ın sevgili kulu olan insanlardır. O halde, bu irademiz de haktır. Zira, Hakk'ın sevgisine dayanmaktadır.