Siz anlamlı yaşamı olan bir annesiniz, bir baba, bir kardeş, bir eş, bir sevgilisiniz, gelişmekte olan bir insan, yardımsever bir insansınız.
Kariyeriniz değilsiniz!
Piyangodan en büyük ikramiyeyi kazandığınızı, hayatınızı paylaştığınız kişiyle mükemmel bir uyum içinde olduğunuzu, bütün borçlarınızı kapattığınızı, rüyanız olan deniz kıyısında ki eve taşındığınızı ve hayatınızda artık çalışmaya ihtiyaç duymadığınızı hayal edin.
Şimdi de ertesi sabah karnınızda keskin bir ağrı ile uyandığınızı hayal edin.
Deniz kıyısındaki evinizden çıkıp lüks aracınıza biniyorsunuz, doktorunuzun muayenehanesine gidiyor ve size neyinizin olduğunu söylemesini bekliyorsunuz. O da size, "En çok bir ay yaşarsınız" diyor ve ekliyor: "Bugünden sonra yataktan kalkmanın
dışında fazla bir şey yapamayacaksınız." Ne acı! Sonunda istediğiniz her şeye sahip oldunuz ama kötüleyen sağlığınız bunları elinizden aldı; sahip olduğunuz şeyler sizin için bir şey yapamayacaklar.
Bu dünyada sınırlı bir zamanımız var.
Bu zaman
1.) Servet sahibi olmak adına harcanabilir
2.) Anlamlı bir şekilde yaşanabilir
ikincisi birincisini dışlamayı gerektirmez
ama durmaksızın para peşinde koşmak anlamlı bir yaşama götürmüyor.
Bir şeyler satın aldık, çok para tükettik, kazandığımız bütün maaşı alışveriş merkezlerinde ya da yapabildiğimiz lüks tatillerde harcayarak mutluluğu satın almaya çalıştık. Bir tutkumuzu gerçekleştirmek ya da idealimizin ne olduğunu keşfetmek yerine kısa ömürlü zevklerle ödeme kuyruğunda sona eren heyecanlara kendimizi uydurduk.