“Tabiattaki kendinden zayıfını yutma kuralı en küçük mikroplardan en büyük hatta en yüksek canlılara kadar geçerli ... Cemiyetler , hükümetler , devletler de böyle ... Bir devlet adaletin harfi harfine işlediğine kefil olmak için mahkemeler açıyor , kanunlar yapıyor . Komşusundan bir tavuk çalan bir fakiri , bir açı cezalandırıyor . Fakat kendinden küçük veya kuvvetsiz komşu bir hükümeti yutma ve memleketine katmak hırsından , bu adaletsiz düşüncesinden bir türlü kendini kurtaramıyor . İnsani işlerdeki bu garabet bazen o derecelere varıyor ki hak ile haksızlığın , hakça sahip olmayla çalmanın , gaspın sınırlarının nerelerde başlayıp nerelerde bittiğini belirlemekten insan âciz kalıyor . Bu âna kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca ' hak'kı kuvvetin doğurduğu anlaşılıyor . Kuvvetli olan haklı oluyor . O derecede ki acizlere , zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor . Kuvvetlinin görüşü hak oluyor . Bir zayıf kuvvetlinin görüşünü hak olarak kabul etmek mecburiyetinde bulundukça hürriyet , adalet yerleşmiş olamaz . O kuvveti imkân derecesinde herkese dağıtmanın yolunu bulmalıdır . "
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları