“Konuşacak, dert yanacak bir insan!..”diye kendi kendime haykırdım…
Yoktu… Malumat sahibi, derin, muğlâk bir kimseye rast gelmek mümkün değildi.
Müthiş surette yalnız kaldığımı hissettim. Ah!.. Bilhassa bu kadar kalabalığın içinde yalnızlık ne acı oluyor yarabbi!..
Biz gençler, karşılığını hemen vermeye hazır olduğumuz fedakarlıklarla ödüllendirilerek, çok sevildiğimizden emin olsaydık belki de asla hüzne kapılmazdık.
Genç bir erkek için , ilk entrika belki de ilk aşk kadar çekicidir . Başarının kesinliği , erkeklerin itiraf etmediği ve bazı kadınların tüm çekiciliklerini borçlu olduğu binlerce mutluluk yaratır . Arzu , yalnızca zaferlerin kolaylığından değil , zorluğundan da doğar . İnsanların tüm tutkuları aşk imparatorluğunu bölen bu iki nedenin birinden kaynaklanır ve beslenir . Belki de bu bölünme , ne denirse densin , topluma hâkim olan büyük itidal sorununun bir sonucudur . Melankolikler aşk oyunlarının iksirine ihtiyaç duyar , oysa sinirli ve heyecanlı olanlar karşılarındaki direnç uzun sürerse sıvışıp giderler . Diğer bir deyişle , ağıt ne kadar ağırkanlıysa lirik şiir de o kadar hırçındır .
Günümüzde kötülüğün önünde hiç eğilip bükülmeyen, doğru yoldan en ufak bir sapmayı dahi suç olarak değerlendiren o dürüst insanlara, o güçlü iradelere her zamankinden daha az rastlanıyor.