Mustafa Kemal, her şeyi ve herkesi, kendisine kadar herkesi zaman zaman tenkit etmiştir. Fakat on beş yıl onun hususi meclislerinde bulunanlar bilirler ki, Mustafa Kemal, İsmet Paşa'yı bütün arkadaşlarından daima üstün tutmuştur. Onun zekâsına, faziletine, devlet idaresine güvenmiştir.
Barış Konferansı delegeliğinin ikinci adayı Rauf Bey'di. Ama Kazım Karabekir de, Rauf da kendi branşlarını yapacaklardı. Mustafa Kemal'e, kendi dediklerini dinleyecek ve şahsi şeref sağlama duygularına kapılmayacak biri lazımdı.
Öyle şartlar içinde Mustafa Kemal'in yaptığını yapabilecek, cesarette demiyorum, belki ondan gözü pekler vardı, azminde demiyorum, belki onun kadar azimli olanları vardı, bilgi de demiyorum, şüphesiz ondan daha bilgili olanları vardı, fakat kırk yıllık ömrümde onun liderlik dehasında hiç kimseyi tanımadım.
Bu anlaşma kapsamında resmen Türkiye toprağı olan, Aydın ve Muğla il sınırlarında kabul edilen Çatalada, Uvendire, Gürmenli gibi adacıklarımıza 2010 yılından itibaren Yunanistan oldu bittiyle gelip oturacak, asker yığacak, Türkiye maalesef hiç sesini çıkarmayacaktı.