Kitapta kısaca, zulmet düzeninin baş aktörü olarak sermaye sahipleri gösterilmiş, kaynakların adil dağıtılmamasının sosyal adaletsizliğe sebebiyet verdiğinden bahsedilerek, bu düzenin Hz. Peygamber (sav) tarafından yıkıldığı anlatılmış. Kur'an ayetlerinden yapılan alıntılarla konu desteklenmeye çalışılmış.
Yazarın, Kur'an ayetlerini yorumlarken, Allah'ın sanki sadece sermaye sahiplerini uyardığı gibi bir çabaya girdiği hissediliyor. Mülk sahibinin Allah olduğu belirtilerek, bireysel mülkiyetin dinen yasaklandığı, sermaye ve kaynakların herkese eşit olarak dağıtılması gerektiğinden bahsediliyor.
Mülk sahibinin Allah olduğu tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Nur Suresi 42. Ayette bu husus açıkça belirtiliyor. Dolayısıyla, ayetlerin zorlama yorumlarla bağlamından koparılarak, tüm adaletsizliğin faturasının sermaye sahiplerine çıkarılmak istenmesi fazlaca sosyalist bir tutum olmuş.
Evet, Mekke'li müşriklerin Allah Resulü'nün mesajını kabul etmemeleri, türlü planlarla bu mesajın yayılmasını engellemek istemelerinin sebebi stotükolarını korumak amacıyladır. Bu stotükoyu sadece paranın sahibi olanlar değil, toplumun her bireyi destekleyebilir. Nitekim, ölüm döşeğinde, kendisinden sonra Uzza'ya (cahiliye dönemi meşhur putlarından) tapılmayacağı endişesiyle hüngür hüngür ağlayan kişiler de vardır. Allah Resulü'nün mesajını kabul etmeyenlerin; itibar kaybına uğrama endişesi, kıskançlık (Ebu Cehilin iman etmemesinin en büyük sebebidir), ırkçılık (yahudilerin ekseriyetinin bilmesine rağmen iman etmemesi gibi), dinsel bağlılık (uzza için ağlayan adam gibi), özgür olma ve benzeri birçok bahanesi olabilir. Dolayısıyla, dini kabul etmeme ya da kabul ettiğini ikrar etmesine rağmen dinin hükümlerini kendi çıkarlarına göre yorumlama davranışı, sadece sermayenin el değiştirmesi