Bir çok kişiden farklı zamanlarda okumam üzerine tavsiyesini aldığım bu kitabın, kendisi için yapılan övgüleri gerçekten hakettiğini düşünüyorum.
Bunun bir kaç sebebi var;
İlk olarak, roman formunda yazılmasına rağmen insan psikolojisine dair tahlilleri zihin açıcı derinliğe sahip.
İkincisi; karakterler için insan ismi kullanılmaması, okurken zihne hiç bir insanı çağrıştırmayarak kitabın derinliğini artırmış. Örneğin Psikolog Dr. Mavi, ne istediğini kendisi bile anlayamayan danışan Gri.
Üçüncüsü, seans odasında yapılan görüşmelerin cevapsız kalan kısımları havada bırakılmayıp psikolog ile dostu arasındaki konuşmalar yoluyla, tatmin edici şekilde cevaplanarak, âdeta okuyucuya kitabın başından sonuna dek bir yolda yürütülerek düşünsel gelişim fırsatı sunulmuş.
(Roman diye bir çırpıda okumadım,durdum düşündüm. Bazı bölümleri tekrar okuyup sonra ilerledim.)
Dördüncü; sevgi, acı, varlık, anlam, aşk, benlik gibi kavramların karşılığı zihnimde iyice belirgin hale geldi
"İnsanın, ona ihtiyacı olmayan birine ihtiyacı var" cümlesiyle tüm duyguların kaynağı-sonucu olan Allah'a kapı aralaması hatta insanla yaratıcısını barıştırma çabası ise en etkilendiğim yönüydü.
Bir ara kitabı kapatıp ağladım (zihihi)
Son olarak;
Sevgiyi tanıdığımı düşünür bazı insanlara sevdiklerini iddia etseler bile bunun "bana duyulan" bir sevgi olmadığını hatta sevgi sandıkları şeyin sevgi olmadığını söylerdim.
O insanlar, kitapta adı "
Kırmızı, Gri" olarak geçen karakterlerle birebir uyumlu kişilermiş bunu net bir şekilde anlamış oldum.
Okuyunuz, düşününüz efenim.
Acılara tahammül etmeyenler, kendilerini aşırı önemseyen insanlar aynı zamanda.
Kendilerini öyle özel öyle incinmez kabul ediyorlar ki, ayaklarına bir taş değse kıyamet koparıyorlar.
Acıdan kaçınmalarının bir nedeni de, acının hazzın en büyük düşmanı olmasıdır.
Çünkü aynı zamanda haz bağımlısıdırlar.
Kendilerini hayat içinde öyle bir konuma koymuşlar ki, adeta onları kimse incitmemeli; hiç üzüntü, dert, keder, sıkıntı duymamlılar.
Acı verici duygulardan etkilenmemek için üzerlerine bir zırh giyerler. Ancak giydikleri zırh bir yandan da hareket alanlarını daraltır.
acı çekmemek uğruna hayatlarına kısıtlarlar.
İnsanın yaşanılan olaylara/duygulara karşı takındığı tutum, onun hissedeceği duygunun şiddetini belirliyor
... hiçbir acı, keder, endişe insanın dayanamayacağı düzeyde değildir.