Tayfun Dinçer

Tayfun Dinçer
Bu profil okuduğum kitaplardan kendi hayatıma etkisi olacağını düşündüğüm satırları biriktirmek ve sonrasında göz atmak için oluşturulmuştur. -Saygı talep edilmez, hak edilir.
Binaenaleyh, istesek de istemesek de Türkiye askerî bir toplumdur. Dolayısıyla demilitarizasyon, yani askersizleştirme projesi fevkalade manasız ve üstünde düşünülmesi gereken bir süreçtir. Bu bir medeniyetle, onun tarih ve coğrafyasıyla özellikle ilgilidir. Kim ne derse desin, Türklerin önde gelen önderleri, yöneticileri, yönetici vasfa sahip olanları asker saflarından çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk de yani Mustafa Kemal Bey, sonra Mustafa Kemal Paşa da kurmay eğitimden geçmiştir. Mimar Sinan da askerdir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Askerîyedeki eğitim fevkaladeydi ve her şeyden evvel düzenliydi; ayrıca matematiğe ve coğrafyaya çok önem veriliyordu. Tarihe demiyorum, matematik ve coğrafyaya çok önem veriliyor ve lisan eğitimi önde geliyordu. Atatürk, coğrafyanın faydasını Çanakkale’de gördü. Hatta her yerde gördü, zira, matematik ve coğrafya kurmay eğitiminin vazgeçilmez safhasıdır. Gerçi Mustafa Kemal piyadedir, ama topçu olmak en önemli şeydir, imtiyazlı sınıftır. Topçunun iyi matematik bilmesi lazımdır. Kaldı ki topçu okulunun adı Mühendishanedir; çünkü 18. asrın topçu subayı hendese bilen bir mühendistir.
Geleneksel dönemine göre yeni Türkiye tarihinde ve toplumunda erkek çocuk çok ileri yaşlara kadar evden bir türlü kopamaz oldu ve bunun tesirleri görülmektedir. Kendi başına ayakta duramayan bir erkek veya kız çocuk, arzu edilen bir toplum üyesi değildir. Bunu, işlek ve rasyonel bir cemiyet bağlamında söylüyorum.
Takım çalışmasına inanırdı. “Başarınızın sırrı ne?" diye soranlara “ekip" cevabını veriyordu. “Ekip lazımdır. Yani tek başına bir kimseye bütün muvaffakiyetler atfedilemez. Organize etmek lazımdır ki, başarıya ulaşılabilsin. Ben de her ne yaptıysam, arkadaşlarıma dayanarak, milletime dayanarak yapabilmişimdir. Tek başına bana atfedilemez" diyordu.
"Sabah, akşam, gece, ne zaman sırasına getirebilirseniz, yarım saat, bir çeyrek, ne kadar vakit ayırabilirseniz, kendi içinize çekilin, o gün yaptığınız işleri gözünüzün önünden geçirin, düşüncelerinizin tartısından geçirin, ne ettiğinizi, ne işlediğinizi, her gün bir defa kendi kendinize yoklayın, şuurunuzdan alacağınız cevapların ne kadar faydalı olacağı tasavvur edemezsiniz" diyordu.