Üst katım da otururdu Mualla.
Benim Semt de öğretmendir. Ben de karakola yeni atandım cıva gibiyim hani!
Gençlik tabi. Onun takımı, benim kamuflajım. Aşk buydu. Kapı deliğinden izlerdim her sabah karşılaşmak için.
Yakalardım da hep, yakalanası da vardı zaten,
bana "Günaydın" derdi porselen beyazı dişleriyle, o 'Günaydın' derdi. Benim içime ise, en güzel aşk romanından, en güzel sayfa koparılıp da bırakılıyormuş gibi olurdu.
-Ben ağzımı dahi açamazdım. Mualla öğretmendi. 'Günaydın'ı güzel söylerdi
Darma dağın kabus gibi bir geceydi , yağmur yağıyor ıslanmıyor, fırtına kopuyor kımıldamıyordum.
Ellerim de kalan papatyalar her adımda daha da berbat halde yerlere dökülüyordu.
-Papatyaları seviyordu, ben biliyordum bunu!
-Ben ölüyordum.
Bir uçurum arıyor, ona ait hiç bir papatyanın yerlere düşmemesi için gökyüzüne ulaşmaya çalışıyordum.
-O artık ne papatyaları istiyor, ne de bana sarılmayı bekliyordu...
T-K
Telafisi en güç şey dikkatsizlik sonucu kırılan kalplerdir. İş işten geçtiğinde bütün mazeretler tedavülden kalkar, kıran da kırılan da piç gibi ortada kalır...