"... Sadece ben öldüğümde, hiç kimsenin sevmediği kadar seni şefkatle sevmiş bu kadından gelecek sana mektup.
Hiç hatırlamadığın, hep çağıran ama hiç çağırmadığın aşığından gelecek...
Belki, bu kağıtlar eline ulaştığında beni çağıracaksın, ama bu sefer ben vefasız olacağım; çünkü mezarımdayken o eşsiz sesini duyamayacağım."
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?