Şa'bi Anlatır:
Bir Keresinde Şüreyh'e Şahit Oldum. Kendisine Bir Kadın Geldi, Bir Adamla Anlaşmazlığı Vardı,İki Gözü İki Çeşme Ağlıyordu.
Ben, "Ey Ebû Ümeyye! Belli Ki Bu Zavallı Kadın Mazlumdur". Dedim.
O Bana:"Ey Şa'bi, Bilmez misin Ki Yusuf'un Kardeşleri de Akşamleyin Babalarına Ağlayarak Gelmişlerdi.
İbrahim B. Rüstem Anlattı, Dedi ki: Kadi Eba Yusuf göyle dedi:Ben, Ne Cehmiye'nin, Ne Rafizi'nin Ne de Kaderiye'nin Arkasında Namaz Kılmam.
Yine Ebû Yusuf'a soruldu: Kaderiye'nin hükmü nedir? dedi ki: Hüküm Şudur: Allah'ın İlmini İnkâr Eden, Tevbeye Dâvet Edilir.
Tevbe ederse eder,yoksa onu öldürürüm.
Abdulmecid b. Abdulaziz b. Ebî Revvad anlatti, söyle dedi:Biz kaderi inkâr eden bir adamla beraberdik. Yumurta, ekmek yiyorduk.
Bir yumurta aldı ve şöyle dedi: Bu yumurtayi dilersem yerim, dilersem yemem.
Diyor ki: Ona dedik ki: Dile. Dedi ki: Peki diliyorum.
Tam Ağzına alacakti ki arkadaşlarımızdan gücü kuvveti yerinde olan iki adam kalkıp çenesini tuttular, yumurtayi atmak zorunda kaldı.
Dediler ki: Allah düşmanı! Dilersen
yiyebilecegini iddia ediyordun. Ancak meşiet (dileme) Allah'a aittir.
Allah Yememeni diledi, atmak zorunda Kaldın...
Rebi'den rivâyet edildigine göre, Sâfif Şöyle Dedi:Bir adam yemin etse ve Şöyle dese:
Allah'a yemin olsun ki, Şunu Şunu Yapmayacağım,ancak Allah dilerse -veya- ancak Allah takdir ederse,
bu sözlerinden Maksadı da kader olursa,
Yeminini Bozması Halinde Bir Şey Gerekmez.