filmini alakasız bir zamanda kitaptan uyarlandığını bilmeden açıp, beğenmeyip kapamıştım. kitabı olduğunu öğrendikten sonra "kitabı okuyayım bari" dedim.
bu sene içinde 1984'ü de okudum "abi turkiye abi, abi aynısı abi, big brother abi" söylemlerinden dolayı. elbette türkiye ile alakası yok, neyse.
efenim otomatik portakal çok güzel başladı. baş kahramanımız alex ve onun müthiş çetesinin geceleri sokakları nasıl domine ettiklerini okuyoruz. kullanılan dil bizim kültüre çevrilmesine rağmen bir süreden sonra o tekerleme gibi söylemler güzel geliyor kulağa, alışılıyor.
bu veletler daha 15 yaşında yemedikleri bok yok. maşallah onlara, dönem şartları olsa gerek. ama fark ettiğim kadarıyla ülkede bir yaşlılar var bir de bu çocuklar. hani ne karşılaştıkları insanlar 20 25 30, ne hikaye içindeki herhangi biri.
kitabı uzun uzun tekrar anlatmayacağım ama alex kardeşimizin tedaviye yanıt verip sonrasında yaşadıkları bana tam geçmedi. kitabın o zamanki evresine kadar çok iyi gelen hikaye sonrasındaki basit çözülmelerle "yazar abi sıkıldı mi acaba?" dedim.
iyilik yapma hakkı, seçme hakkı, özgür irade, güç istenci gibi şeylerle tanıtılıyor ve bunların üstünde duruluyor. ama mesela insanın güç arayışını daha küçük bir yaş skalasında sineklerin tanrısı'nda okudum. oradaki çocuklar arası acımasızlık daha iyi işlenmişti. veya 84deki insanı insan olmaktan alıp bir robota çevirmeleri ve kitabın finalde karakter arası konuşmalardan, ana karakterin geldiği hal çok çok çok daha iyi bir sistem, insan ve toplum eleştirisine sahipti.
İcindeki dil, karakterler ve olayların saçmalığı güzel; diğer söylenen şeylerin daha iyisini okudum.
Naçizane tavsiyem; eğer distopik eserlerden hoşlanıyorsanız okuma sıranızı şu şekilde yapın. Sırasıyla: cesur yeni dünya, 1984, sineklerin tanrısı ve