En sağlam çınarlar bile şiddetli fırtınalarda yerinden sökülüp yıkılabilir. Eğer yaşanan olaylar karşısında zorlanıyor ve çınar gibi ayakta kalma mücadelesi veriyorsanız, ya çok zorlanarak ayakta kalacaksınız ya da yıkılıp gideceksiniz. Oysaki çok büyük fırtınalarda bile başaklar yerinden sökülmez ve sapasağlam kalırlar. Bir çınarla kıyaslandığında çok zayıf görünen başak, yerinde kalmayı esnek olmasına borçludur. Rüzgar estiğinde esen yöne kendini bırakır, direnmez ve rüzgar bittiğinde tekrar doğrulur. Yaşamımız içerisinde karşılaştığımız olaylar karşında esnek olmalıyız ki, kopup gitmeyelim.
O istemeseydi, sen isteyemezdin istemeyi,
Aklına gelmezdi, gönlünden geçmedi hasret,
Diyemezdin, ey Rab, onu bana nasip et.
Hiç eksiğin olmazdı, kalırdın bir yığın et...
...Rahmetini sunacak ya, seni muhtaç etmiş her şeye. Aman yanlış anlama, kötü değildir bu muhtaçlık...
...Dedim ya, en çok kendime acıyorum. En çok pişmanlıklarıma..Beynimdeki o sesle kavgam işte bundan mütevellit. Şimdi dönsem, tutsam ellerimden, bana yine en çok ben sahip çıksam. Düşmeme izin vermesem, kırılmama izin vermesem, en çok ben tutsam ellerimden. Verdiğim değerlerin fazlalığından bükülen belimi en çok ben doğrultsa. Ve sen sussan, bir ses kadar bile haraketin olmasa beynimde. Kaç kuruş tutardı ki seni mumyalatmak?...